Yerel Basın

Çorum Olayları ile ilgili, dönemin iki yerel yayın organı üzerinden bir medya okuması hazırladık:  iki  sol eğilimli Çorum Gazetesi ve sağ eğilimli Koparan Gazetesi.

Çorum Gazetesi, 27 Haziran 1980 tarihli nüshasında, "Haber alma özgürlüğü kısıtlanamaz!" başlığıyla anayasaya aykırı bir şekilde haber verme özgürlüklerinin kısıtlandığını belirtiyor. Yaşanan direnişi ve işlenen cinayetleri bildiren gazetenin yayınları engellenmeye çalışılıyor. Aynı sayılı gazetede bir başka manşet daha var: Necati Göktaş faşistlerce kaçırılıp öldürülmüş. (1)

 

Koparan Gazetesi, Gün Sazak'ın öldürülmesinin ardından, "ülkücü gençlerin protesto"larına yer verip, sonrasında gelişen olayları  "anarşik saldırılar" olarak görüyor. (2) Koparan Gazetesi, ölümlerden ziyade esnafın ve ekonominin zararını ön plana çıkarıyor. Gazete, Çorum’da yaşananları bir direniş olarak ele almıyor, "toplumsal olaylar" ifadesini kullanıyor.(3)

 

Halkın can güvenliğinin, gündelik yaşam idamesinde dahi sağlanamadığı Çorum Gazetesi'nin sayfalarına yansıyor. Yine 27 Haziran 1980  tarihli nüshada örneğin, kömür satış bürolarına isim yazdırmak isteyen yurttaşların, saldırılara maruz kaldığı ve tehdit edildiği belirtiliyor.

22 Haziran tarihli nüshada, gazeteye yapılan bir saldırının haberi yer alıyor. Çorum Olayları'nın ulusal basında nasıl ele alındığı aktarılıyor. Cumhuriyet ve Aydınlık gazetelerinin yanı sıra, dönemin sağ gazeteleri de değerlendiriliyor.

Çorum Gazetesi, milliyetçi yayınlar yapan Hergün Gazetesi ile MSP'ye yakın diğer gazetelerin yayınlarını da aktarıyor.

Çorum Gazetesinin sayfalarında, yalnızca kentteki saldırıları değil aynı zamanda ülke genelindeki sosyal ve politik kaos iklimini de okuyoruz.

Koparan Gazetesi'nin olaylara bakışını özetleyen manşetler: 

MHP'li gençler Gün Sazak'ın öldürülmesini protesto ettiler.

Anarşinin devamı için halk tahrik ediliyor!

Huzuru Çorum'a çok görenler eylemini sürdürmek istiyor.

Koparan Gazetesinin 3 Ekim 1980 tarihli nüshasında değişik bir ayrıntı göze çarpıyor. Kentteki bazı sokak ve cadde isimleri, 11. genel nüfus sayımı öncesinde değiştirilmiş. Yeni isimler; Zarif Hoca Sokağı, Kerebi Gazi Sokağı, Malazgirt Sokağı, Dumlupınar Sokağı, Ata Caddesi, Vatan Caddesi gibi isimler.

 

Ulusal Basın

Günaydın Gazetesi, Çorum Olaylarıyla ilgili haberlere özellikle 2-16 Temmuz 1980 tarih aralığında yer vermiş. Olaylar, gazetenin 5 Temmuz 1980 nüshasında ön sayfadan “Çorum’u ateşe verdiler!” başlığıyla duyuruluyor ve bu tarihten itibaren hem ön hem de iç sayfalarda -yer yer köşe yazılarında- sıkça konu ediliyor.

Çorum Olayları ile ilgili, ilk sayfada ya da manşetten verilmeyen haberlerin genel itibariyle “ülkeyi tehdit eden anarşi”nin bir parçası ya da bir “milli güvenlik” sorunu olarak yansıtıldığı dikkat çekiyor. Bu doğrultuda, Genelkurmay Başkanı Kenan Evren’in Çorum’a gidişi ya da siyasilerin, özellikle Başbakan Demirel’in olaylara yönelik demeçleri gazetede altı çizilen noktalar arasında.  8 Temmuz 1980’de, Demirel’in “Çorum olaylarını başlatan ajanı yakaladık” sözünün başlık olarak kullanıldığı haberde, Demirel olayları sağ-sol kavgası değil, mezhep kavgası olarak değerlendiriyor.

Fatsa’ya yönelik gerçekleştirilen operasyonların hazırlığı, Fatsa’daki ve Çorum’daki siyasi ve toplumsal atmosfer gazetede eş zamanlı olarak yansıtılıyor. Hatta Demirel’in “Çorum’u bırakın Fatsa’ya bakın” sözü gazetenin 12 Temmuz 1980 nüshasında, Teoman Reis tarafından, parodileştiriliyor:

“-Ne yapıyorsunuz Süleyman Bey?

-Devletin iç varlığını ispat ediyorum.

-Bu işi niçin Fatsa’da yapıyorsunuz? Çorum’da olay var operasyon yok, Fatsa’da olay yok operasyon var.

-Sen Çorum’u bırak Fatsa’ya bak.

-Ama Çorum’da…

-Abesle iştigal etme. Bak ben sana Çorum hakkında bir şey söyleyeyim mi?

-Aman söyleyin

-Leblebisi eyidir.”

 

Hürriyet Gazetesi, 2 Temmuz 1980 nüshasının iç sayfalarında Çorum’daki saldırıları konu ediyor. Bu tarihten sonra sıklaşan haberler, özellikle 3 ve 4 Temmuz 1980 tarihinde ilk sayfaya, 5 Temmuz 1980’de manşete taşınıyor.

5 Temmuz 1980’de “Çorum Ateşe Verildi: 5 ölü 30 yaralı var” manşetiyle verilen haberde, olayların “sağ ve sol teröristler” tarafından mezhep ayrılığına dönüştürüldüğü belirtiliyor.

O dönemde Hürriyet muhabiri olan Saygı Öztürk’ün ülkücülerce kaçırılması üzerine, gazete Çorum Olayları’nı daha yakından takip ediyor. Yer yer halkın nabzını tutarak yer yer fotoğraf ya da haritalar kullanarak yapılan haberlerde, şehirdeki “çatışma bölgeleri” detaylı bir şekilde veriliyor. Özellikle 8 Temmuz 1980 tarihinde haritayla gösterilen çatışma bölgeleri “Yazıçarşı” ve “Milönü” bölgelerini harita üzerinde detaylı olarak gösteriyor.

9 Temmuz 1980 itibariyle gazete, “Çorum’da iç göç başladı” haberiyle, olaylar sonrasında kentte oluşan atmosferi ve taşınmaları ele alıyor.

 

Aydınlık Gazetesinde 5 Temmuz 1980’de manşete taşınan Çorum Olayları, “Faşistler cami bombalandı deyip saldırıya geçtiler” başlığı altında detaylı inceleniyor. Haberde, olayların “cuma namazı tertibi” olarak planlandığına ve TRT’nin kasıtlı yanlış bilgilendirmesine değiniliyor. İzleyen günlerde yapılan haberlerde, MHP’nin bu olaylardaki rolüne ve hükümetin MHP’yi bu olaylarda desteklediğine sıkça değiniliyor.

Temmuz ayı boyunca sıkça yer verilen Çorum Olayları, 29 Temmuz ve 10 Ağustos 1980 tarihleri arasında “Çorum Katliamı” adıyla özel bir dosya açılarak inceleniyor.

 

Siyasilerin Basına Yansıyan Demeçleri

Cumhuriyet Gazetesi, 14.07.1980

İçişleri Bakanı Mustafa Gürcügil: “Çorum Olayları solun bir tertibidir ve devleti yıkma eylemlerinden biridir. Devlete destek düşüncesiyle hareket eden sağ bir grup, bunların karşısına çıkmıştır. Aslında siyasi gayeli ve siyasi hedefli olan sol gruptur."

 

Cumhuriyet Gazetesi, 11.07.1980

Süleyman Demirel: “Eğer bu fitne CHP’den destek görmezse, devlet bu fitneyi çok kısa bir zamanda söndürür. CHP neyi söylemeye çalışıyor. Günlerdir bu meseleyle uğraşıyoruz... Bu hadiselerin arkasında CHP var."

Bülent Ecevit: “....olayı sağ militanların başlattığı bilindiği halde iktidar bunu saklayıp bir komünistlik tehlikesi varmış görüntüsünü vermeye çalışmaktadır. Hükümetin Çorum’daki olaylarda da taraf olduğu, taraflardan biriyle birlik olduğu ve onların suçlarını örtbas etmeye çalıştığı ortadadır...”