Teknik İncelemeler ve Bilirkişi Raporları

Jeoloji Mühendisleri Odası’nın incelemeleri:

Jeoloji Mühendisleri Odası tarafından oluşturulan heyet, Zümrüt sitesi çevresinde zeminde çatlak, oturma gibi yapıların oluşup oluşmadığını tespit için, jeolojik ve jeoteknik amaçlı ön incelemeler yapıyor. Bilirkişi raporunda, çökmenin zeminle ilişkili olmadığı belirtilse de, heyet bu bölge ile ilgili, özellikle geleceğe yönelik uyarılarda bulunuyor. Heyetin yaptığı açıklamada şöyle deniyor:

Konya merkez yerleşim alanı jeolojik olarak kısa mesafelerde değişken bir yapıya sahip olduğundan; Konya'da, bundan sonra yapılacak inşaat faaliyetlerinde, mevcut yerleşim alanları ile yeni imara açılacak sahalarda imar planlarına esas jeolojik ve jeoteknik incelemelerin yapılması, yerleşime uygun alanlarda ise parsel bazında zemin etüdünün yapılması gerekmektedir. Gevşek zemin yapısı, yer yer yeraltısuyu seviyesinin yüzeye yakınlığı ve olası bir depremin büyük hasarlara neden olacağı göz önünde bulundurulmalıdır

Jeoloji Mühendisleri Odası tarafından hazırlanan raporlara şu bağlantılardan ulaşarak, ayrıntılı bilgi edinmek mümkün:

 

Türkiye Hazır Beton Birliği’nin incelemeleri:

11 Şubat 2004 tarihli Türkiye Hazır Beton Birliği raporuna göre, Zümrüt Apartmanı’nın yıkılmasını kolaylaştıran sebeplerin en önemlisi yapının elle üretilen betonlarla yapılması. Yapının inşasında elle karılan beton kullanılması nedeniyle, standartları sağlayacak dayanımda beton elde edilememiş, bunun yanında, taşıyıcı sistemin değişik yerleri farklı kalitelerde betonlarla üretilmiş. Bir zincirin en zayıf halkasından kopması gibi, bu farklı dağılımdan ötürü bina zayıf yerlerinden yıkılmış.

Heyete göre yapının inşasında, elle karılarak hazırlanmış beton yerine hazır beton kullanılmış olsaydı, çok büyük ihtimalle bina çökmeyebilirdi. Dönemin standartları da, hazır betonu öngörmekte ve elle betona izin vermemektedir. Bu mevzuata göre hiçbir inşaatçının, inşa ettiği yapının taşıyıcı sisteminde kullanmak üzere elle ya da “betonyer” makinasıyla beton hazırlama hakkı yoktur. Deprem Yönetmeliği’ne göre ise, yapıda kullanılacak en düşük sınıf betonun C20 olması gerekmekte iken, elle üretilen betonların dayanımları olması gerekenden birkaç kat daha düşük olduğundan, Zümrüt Apartmanı’ndan alınan örneklerde betonun sınıfı da C6 ile C10 arası değişmektedir.

Heyet test yapmak üzere enkazdan beton örnekleri almaya çalıştığında da, betonların numune almalarını sağlamayacak şekilde unufak olduğunu görüyor.

Heyetin raporda belirttiğine göre; “düşük sınıflarda beton kullanmak, hele ki elle beton kullanmak cahillikten ve cinayetten başka hiçbir şey değildir.”

Bunun yanında, rapora göre, o dönemde Konya’da dökülen betonların yarısı elle üretilen betondur ve Konya’da kullanılan hazır betonların sınıfları da Türkiye ortalamalarının altındadır. 

Türkiye Hazır Beton Birliği tarafından hazırlanan rapora şu bağantıdan ulaşarak, ayrıntılı bilgi edinmek mümkün: http://www.thbb.org/Content.aspx?ID=1198  

 

Orta Doğu Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Can Balkaya’nın raporu:

Apartmanın çökmesinin ardından, ODTÜ’den bir heyet enkazda incelemelerde bulunmuş, yerinde yapılan tespit, inceleme, alınan numunelerin test sonuçları, binanın 3 boyutlu bilgisayar modeli ile analizi ve yapılan olası çökme mekanizmaları neticesinde çökme nedenlerini belirlemeye çalışmıştır.

Buna göre; Konya Merkez Kerkük Caddesi’ndeki 11 katlı betonarme bir yapı olan Zümrüt Apartmanı, 2 Şubat 2004 tarihinde düşey yükler altında tamamen çökmüştür.

Rapora göre, Zümrüt Apartmanı’nın çökmesinde çok taraflı ihmal vardır ve yapının çökme nedenleri dört ana grupta toplanmıştır:

·       İmalattan kaynaklanan kusur ve ihmaller,

·       Projelendirmeden kaynaklanan kusur ve ihmaller,

·       Projelendirme dışı yapılan imalat ve tadilatlar,

·       İmalat ve projelerin yeterince kontrol edilmemesinden kaynaklanan ihmallerdir.

 

1. İmalattan kaynaklanan kusur ve ihmaller:

  • Kullanılan betonun dayanımı standartlara uygun şekilde olması gerekenin çok altındadır. (160 kg/cm² yerine 90-100 kg/cm²)
  • Beton kalitesi yer yer değişmektedir. Bağlayıcı, agrega (çakıl, tuğla kırığı vb.) oranları standarlara uygun değildir. Kum oranı yüksek, çakıl oranı azdır. Standartların üzerinde büyüklükte agregalar vardır.
  • Kullanılmaması gereken dere kumu ve toprak kullanıldığı sanılmaktadır.
  • Kullanılan demir donatının dayanımları standartlara uygun olduğu halde, demir ve beton işçiliği kötüdür. Donatı aralıkları ve pas payları (demir-beton mesafesi) standart dışıdır. Aderans eksikliği görülmektedir. (aderans, kabaca demir ve betonun birbirine yapışması olarak açıklanabilir)

 

Betondaki İri Standart Dışı Taşlar

 

Aderans Yetersizliği 
(Kiriş demir aralarına beton girmemiş)

 

2. Projelendirmeden kaynaklanan kusur ve ihmaller:

  •  Binanın projelendirilmesinde, imar kanunu nedeniyle kat kullanım alanını artırmak amacıyla, zemin kat dışındaki tüm katlarda binanın tüm çevresinde 1.50 m’lik çıkma vardır. Böylece binanın dış çevresinde kirişlerin dış tarafa alınması sebebiyle, tam bir taşıyıcı çerçeve sistemi oluşturulmamıştır. Kolon aralarında dış çerçevede kiriş yoktur ve binanın köşe kolonları zorlanır durumdadır. Bu durum özellikle sistemin yatay yükler yada dengesi bozulduğunda oluşacak burulmada (dönmede) önemlidir.

 

  • Binanın ana iskeleti olan çerçeve sisteminde, çoğu çerçevenin birbirine bağlanmadığı ve her iki yönde de bu çerçeve süreksizliğinin olduğu görülmektedir. Çerçeve aksları bile bazı kısımlarda aynı hizada değildir. İç kısımdaki kolonların tümünün güçlü yönleri aynı yöndedir.

 

  • Mevcut proje hesapları incelendiğinde, emniyet gerilmesi hesaplarında yapılan değerlendirmeler eksik ve hatalıdır. Özellikle zorlanan bodrum ve zemin kat kolon ebatlarının olması gerekenden küçük projelendirildiği görülmektedir. Ana taşıyıcı sistemdeki süreksizlikler, çıkmalar, ve projelendirmedeki detay hataları ve gerilmelerin müsaade edilen sınırların üzerinde kullanılmış olması sebebiyle %25-45 arasında daha büyük olması gereken bodrum ve 5.60 m yüksekliğindeki zemin kat kolonları daha çok zorlanmaktadır. Süreksiz olan çerçevelerde kiriş sistemi de zorlanmıştır.

Sonuç olarak; projelendirmedeki kusurlar, hatalar ve yapısal sistemdeki eksiklikler, Zümrüt Apartmanı’nın çökmesinde önemli bir rol oynamıştır. Binanın çökmesinde, o dönemde basında yer aldığı gibi, zeminden ve temelden kaynaklanan bir problem görülmemiştir.

 

3. Proje dışı imalat ve tadilatlar:

Yapının çökmesinde, proje dışı yapılan imalatlar da etkili olmuştur. Bazı katların döşeme sistemi farklılıkları ve zemin kata eklenen ara katlar, bodrum ve zemin kat taşıyıcı kolonlarına %10-15 ekstra yük bindirmiştir. Zemin katta yapılmış olabilecek başka herhangi bir tadilat, yapının çökmesine sebep olmuş olabilir.

 

4. İmalat ve projenin kontrolü:

 Tüm bu hatalarla binanın inşa edilmiş olması, proje ve imalat aşamalarının yeterince kontrol edilmediği ve denetlenmediğini göstermektedir. Bu kadar yüksek bir binanın inşasında zemin etüdü yapılmamasından, her kat imalatı yapılırken kontrol edilmemesinden, proje kontrolluğuna kadar kusur ve ihmaller görülmektedir.

Rapora göre, binanın çökmesinde sistemden kaynaklanan kusurlar da vardır: “Belediyelerin kontrol mekanizmalarının bir formaliteden ibaret olması, böyle yüksek katlı binaları denetleyecek sayı ve tecrübede olmamaları, mühendislerin uzman mühendislik sınavların geçirilmemeleri, mühendislerin yanında kalifiye işçi ve ustaların olmaması gibi ortada sistemden kaynaklanan ‘sistem kusuru’ da vardır.”

 

Binanın çökme mekanizmasını göstermek amacıyla hazırlanan 3 boyutlu bilgisayar modeli, yapının nasıl çökmüş olabileceğini göstermiştir.

  • Düşey yükler altında kolonlara gelen yüklerle birlikte, kat planında dört farklı dairenin yerleştirilmesi ve çerçeve sistemindeki düzensizlikler sebebiyle binanın zorlanan bölgesi tespit edilmiştir.
  •  Binanın imalat ve projedeki eksiklikler nedeniyle zorlanan durumu, proje dışı imalatlarla yaklaşık sınır duruma gelmiştir. Binanın yapısal sistemindeki zayıflıklar ve aderans yetersizliği nedeniyle dengesinin bozulması halinde, kısmi çökmeler yerine binanın tümünün çökmesi söz konusu olmuştur.
  •  Sınırda dengede duran binanın çökmesinde tetikleyici durum proje dışı yapılan imalatlar ve muhtemel zemin kattaki tadilatlardan meydana geldiği ihtimali yüksektir.
  • Yapılan üç-boyutlu bilgisayar modelleriyle olası durumlarda binanın tamamiyle enkazında tespit edildiği şekilde dönerek çökebileceği gösterilmiştir.

 

 

Binanın 3-Boyutlu Bilgisayar Modeli

 

Zümrüt Apartmanının Bilgisayar Modelinde Planda Dönerek Çekme Durumu

Rapor son olarak, mevcut diğer yüksek katlı binaların güvenli olup olmadığının tespitini ve yeni yapılacak yüksek binalarda da projelendirme, imalat ve kontrolluk aşamalarında daha dikkatli olunması gerekliliğini tavsiye etmektedir.

Doç. Dr. Can Balkaya tarafından hazırlanan rapora şu linkten ulaşarak, ayrıntılı bilgi edinmek mümkün: http://www.e-kutuphane.imo.org.tr/pdf/9647.pdf


Selçuk Üniversitesi’nden seçilen heyetin bilirkişi raporu:

Dava kapsamında Cumhuriyet Savcılığınca seçilen, Selçuk Üniversitesi’nden Prof. Dr. Yaşar Kaltakcı, Yrd. Doç. Dr. Osman Nuri Dülgerler, Yrd. Doç. Dr. Faruk Köse, Yrd. Doç. Dr. İsmail Baha ve Yrd. Doç. Dr. Adnan Özdemir’den oluşan teknik bilirkişi heyetinin raporu dava dosyasında şu şekilde özetlenmektedir:

“Binanın taşıyıcı sistemini oluşturan statik-betonarme projesinin hesap ve detaylarında yapılan önemli hatalar, uyulması zorunlu standart ve yönetmeliklere uyumsuzluklar, taşıyıcı sistem düzeni, boyutlandırma ve donatı hataları vb. hataların binanın güvenliğini önemli ölçüde azalttığı ve binanın çökmesinde etkili olduğu, özellikle binanın göçme nedeni olan, düşey yüklere karşı binanın güvenliğini önemli ölçüde etkileyen kolon ve perdelerde güvenlik açısından en kritik katta, kesit boyutları açısından %43’e varan (ortalama %38), demir donatı açısından %75’e varan (ortalama %26) hata tespit edilmiştir. Statik betonarme proje müellifinin sorumluluğunun da olduğu, binanın göçmesinde statik-betonarme proje hatalarından kaynaklanan kusur oranı 3/8 olarak değerlendirilmiştir.

Binanın ruhsattaki inşaat alanını artıran ve taşıyıcı sistemi de yükün artışı ve diğer nedenlerle etkileyen, mimari projede yapılan asma kat ilavesi gibi bir ilave başka hiçbir projeye (statik-betonarme, sıhhi tesisat vb.) yansıtılmamıştır. Yine yapım aşamasında uygulama ve imalattan kaynaklanan önemli hatalar (projedeki taşıyıcı sistemin tam ve doğru olarak uygulanmaması, kesitlere, demir donatı milatına ve yerleştirme düzenine uyulmaması, detay ve işçilik hataları, malzeme ve özellikle beton kalitesinin yetersizliği vb) binanın güvenliğini önemli ölçüde azaltmış, binanın göçmesinde çok etkili olmuştur.

Beton basınç dayanımı açısından tüm binada ortalama %55 hata tespit edilmiş, taşıyıcı sisteme uyulmaması (asma kat ilavesi, zemin kat tavanı, çatı döşemesinin projeden farklı yapımı), demir donatı düzenine uyulmaması, donatı detay ve işçiliğine özen gösterilmemesi, betonun iyi yerleştirilmemesi gibi uygulama ve imalat hataları bulunmuştur.

Böylece binanın çökmesinde; uygulama ve imalatta yapım aşamasında yapılan hatalardan kaynaklanan kusur oranı 5/8 olarak değerlendirilmiş, sonuç olarak binanın tamamen çökmesinde statik-betonarme proje aşamasının 3/8, uygulama ve imalattan oluşan yapım aşamasının 5/8 oranında etkili olduğu tespit edilmiştir.”

“Apartmanın statik ve betonarme projelerinde önemli eksiklik ve hatalar bulunmasına rağmen belediye tarafından, ruhsat ve ekleri yeterli şekilde incelenip denetlenmeden, eksik ve hatalı statik projeye dayanarak yapı ruhsatı düzenlenmiştir; idarece verilen hizmetin kusurlu olduğu açıktır.

Yapı ruhsatı verildikten sonra ileriki bir tarihte yenilenmiş, bu yenilemede ilave asma kata ilişkin tadilat diğer projelere yansıtılmamış olduğu halde ruhsatı yenileyen belediye hizmet kusuru işlemiştir.”

Dava dosyasına şu linkten ulaşmak mümkün: http://www.izmirbim.adalet.gov.tr/kararlar/diger%20mahkeme%20kararlar%C4%B1/idare%20mahkemesi%20kararlar%C4%B1/Tamyarg%C4%B1-Z%C3%BCmr%C3%BCt%20apartman%C4%B1n%C4%B1n%20%C3%A7%C3%B6kmesi.pdf