2006 MART OLAYLARI- Amed (Diyarbakır)

Diyarbakır'da yaşananlara kimileri isyan, kimileri direniş dedi, kimileri de kamu mallarına zarar verildiğini söyledi. 2006 Mart’ında Amed sokakları savaş alanına dönmüştü. Şehir ayaklanmış, 7'den 70'e herkes sokaklara dökülmüştü.

 

14 HPG'linin Cenazesinden 14 Sivil Cenazesine


2000'ler Türk Silahlı Kuvvetleri ve PKK arasında ufak çaplı çatışmalar ve karşılıklı ilan edilen ateşkeslerle başladı. 2004 yılında ateşkes bozulmuş olmasına rağmen, Kürt hareketi mecliste temsil hakkı kazanmış, bir çözüm sürecinden söz edilmeye başlanmış ve  hükümet yetkilileriyle PKK yönetimi arasında görüşmeler hız kazanmıştı. Yine de her yıl Mart ayı geldiğinde, Newroz (nevruz) Bayramı'nı kutlama taleplerine birçok bölge ilinde izin verilmiyordu. 2006 Newroz etkinlikleri, geçmiş yıllara göre daha sakin geçmişti. Ancak 24 Mart'ta gelen haber Kürdistan coğrafyasında büyük yankı yarattı. 14 HPG gerillası, TSK tarafından Muş Şenyayla'da öldürülmüştü.

Cenazelerini almaya giden ailelerin bir kısmı, çocuklarını teşhis edemediklerini, bedenlerinin tanınamayacak derecede yanmış olduklarını söyledi. Kürt siyasal hareketinin o dönemdeki parlamento temsilcisi DTP (Demokratik Toplum Partisi) öldürülen gerillaların kimyasal silahlarla vurulduğunu iddia ediyor, hükümet ise bunu reddediyordu. Tartışmalar arasında cenazeler tabutlara konuldu ve defnedilmek üzere memleketlerine uğurlandı.

28 Mart günü geldiğinde Amed (Diyarbakır) halkı, şehre gelen 4 cenazeyi kaldırmak üzere Medine Bulvarı üzerinde Şefik Efendi Camisi’nde beklemeye başlamıştı. Kalabalık cenaze saati yaklaştıkça büyümüş, 20 bin kişiye ulaşmıştı. Yeniköy Mezarlığı'na gelindiğinde cenazeler, marşlar ve sloganlar eşliğinde toprağa verildi. Törende konuşma yapan DEP (Demokrasi Partisi) eski milletvekili Hatip Dicle; "Newroz'da halk barışı haykırdı. Ama barışa 24 Mart'ta operasyonla cevap verildi. Bu Kürt halkına saygısızlıktır" dedi.

Cenazeden dönen kitle yürüyüşe devam etmek istedi. Yol üzerinde bulunan 10 Nisan Karakolu'nun önünden geçilirken, karakol önünde barikat kuran polisle karşılıklı atışmalar yaşandı. Birkaç dakika içinde başlayan polis saldırısı ile günler sürecek olaylar başlayacak ve şehir savaş alanına dönecekti.

1. Gün (28 Mart)

10 Nisan Karakolu önünde başlayan çatışmalar hızla yayıldı. Bağlar ve Ofis bölgesinde yoğunlaşan çatışmalarda polis ateşli silah ve gaz bombalarıyla saldırırken, eyleme katılanlar taş ve molotof kokteylleriyle karşılık veriyordu.

Ateşkes dönemini takip eden 6 yıldan sonra ilk defa, esnafın büyük çoğunluğu kepenk kapattı. Yalnızca Ofis bölgesinde kepenk kapatmayan dükkanlar vardı ve göstericiler bu dükkanları tahrip ederek eylemlerine devam etti. Kent merkezine jandarma çağrılmayalı tam 15 yıl olmuştu. Ancak eylemlerin daha ilk gününde jandarma kente davet edildi. Tüm polis ve asker lojmanları boşaltılarak, aileleri bir spor salonuna götürüldü. Polislerin devriye görevleri iptal edildi. Mahalleler ayrışmış, çatışmalar hız kazanmıştı.

O gün şehirden iki ağır yaralı haberi geldi: Mehmed Akbulut (18) ve Halil Söğüt (78). İkisi de birkaç gün içinde yaşamını yitirdi.

Aynı saatlerde, bir diğer HPG gerillasının cenazesi de Siirt'te toprağa veriliyordu. Cenaze sırasında mezarlık karşısında bulunan tepeye Demokratik Konfederalizm bayrağı asmak isteyen Muhlis Ete (16), korucular ve jandarma tarafından vuruldu ve metrelerce yerde sürüklendi. Çatışma Siirt'e de sıçramıştı. Muhlis Ete, olaylardan yaralı kurtulmayı başardı.

Akşam saatlerine gelindiğinde, Amed 'de gözaltıların sayısı 100'ü aşmış, yaralılar hastanelere kaldırılmıştı. İHD yöneticisi Mehdi Perinçek, acil servislerin polis denetimine alındığını ve gelenlere gözaltı uygulandığını belirtti. DTP yetkilileri ve Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir aynı sıralarda hastaneleri ziyaret ediyor ve çatışmaların daha fazla büyümemesi için hem devlet yetkilileri hem de eylemcilerle görüşmeler yapıyordu. Çabalar sonuç verdi ve olaylar birkaç saatliğine duruldu.

2. Gün (29 Mart)

İkinci günün sabahında, kolluk kuvvetleri kentin birçok bölgesine konuşlandı, tanklar ve zırhlı araçlar sokaklarda geziyordu. Esnaf yine kepenk kapattı, halk yine sokağa çıktı. Dicle Üniversitesi'nde çatışmalar yaşanıyordu. Liseler ders boykotlarına başlamıştı. Okullardan çıkan öğrencilerin bir kısmı kolluk kuvvetleri tarafından gelişigüzel darp edildi.

Amed Halk İnisiyatifi, Kürdistan Ulusal Kongresi ve birçok örgüt Avrupa Kürtlerini, bölge illeri ve uluslararası kamuoyunu; serhıldanı (başkaldırı) sahiplenmeye ve şehirdeki darbe havasına dikkat çekmeye çağırıyordu.

Siirt, Batman, Adana, Mardin gibi şehirlerde halk sokaklara dökülmüş, öldürülen HPG gerillaları ve şehirde iki gündür yaşananları protesto etmek amacıyla eylem yapıyordu.

Öğle saatlerinde Amed'de gaz bombaları yerini ateşli silahlara bıraktı. Devlet Hastanesi, jandarma kontrolüne alındı ve acile giriş çıkışlar yasaklandı. DTP yetkililerinin yaptığı sağduyu çağrıları sonuçsuz kaldı. Şehirdeki son resmi görüşme, dönemin Valisi Efkan Âlâ ile il ve ilçe belediye başkanları arasında yapıldı. Görüşmelerden tarafların sağduyu çağrıları çıktı, ancak bu çağrılar sokakta yankı bulamadı.

Polis Okulu civarına göstericilerle konuşmaya giden Osman Baydemir'in arabası özel timlerin saldırısına uğradı. Gün içinde 28 kişi ateşli silahla vurulmuştu. Saatler gece yarısına geldiğinde bilanço vahim seviyelere ulaşmıştı: Tarık Ataykaya (23) gaz fişeği ile vurularak, Mehmet Işıkçı (19) ise darp sonucu hayatını kaybetti. Aynı gün ateşli silahlarla vurulan Mustafa Eryılmaz (26), Emrah Fidan (17) ve Abdullah Duran (9) da birkaç gün içinde hayatlarını kaybetti.

Ayrıca Batman'daki gösteriler sırasında, kendi kendine oyun oynayan 3 yaşındaki Fatih Tekin de boğazına isabet eden polis kurşunuyla öldü.

3. Gün (30 Mart)

30 Mart'a gelindiğinde, Amed bu sefer eylemler sırasında öldürülenlerin cenazelerini kaldırmak üzere yine Medine Bulvarı üzerinde toplandı. Halk, cenazeleri Yeniköy Mezarlığı'na götürmek üzere yola koyuldu. 10 Nisan Karakolu önüne gelindiğinde yine çatışma başladı. O dönemde Amed Şube Başkanlığı’nı Selahattin Demirtaş'ın yürüttüğü İnsan Hakları Derneği'nin (İHD) raporunda, o anlar, şu sözlerle anlatılıyordu:

Olayların meydana gelmemesi için DTP’nin yol güzergahında görevlendirdiği ve kollarında görevli kolluğu [olan] DTP üyelerinin, hem herhangi bir taşkınlık ve arbede meydana gelmemesi, hem de olayın büyümemesi için gösterdikleri çabalar, İHD’nin gözlem heyeti tarafından yerinde tespit edilmiştir. Yine İHD üyelerince oluşturulan gözlem heyeti, cenazeye katılan topluluğun, defin sonrasında taziye yerine giderken ve 10 Nisan Polis Karakoluna 100 metre mesafede olduğu sırada, Medine Bulvarından hızla ve siren çalarak gelen bir polis otosunun (Şordland marka), Karakola yakın olan dörtyol ağzına gelip, oradan polis karakoluna girerek, dörtyolda bulunan çok az sayıdaki insanı ve daha çok mezarlıktan gelen kalabalığı provoke ettiğini gözlemlemiştir. Bunun üzerine kitlenin bir kısmı tarafından Karakol görevlilerine yönelik başlatılan taşlama ile birlikte 10 Nisan Polis Karakolundan kitlenin üzerine doğru gaz bombası kullanılmış, ateşli silah sıkılmıştır.

 

Foto: Enes Ata (solda), Mahsum Mızrak (sağda)

Karakoldan açılan ateş sonrasında, Enes Ata (6) ve İsmail Erkek (8) isimli iki çocuk yaşamını yitirdi. Enes Ata'nın vurulma anı, orada bulunan kameralar tarafından görüntülendi. Aynı anlarda karakol önünde gözaltına alınan Mahsum Mızrak'a (17) ailesi 5 gün boyunca ulaşamadı. Mahsum, 3 Nisan günü Devlet Hastanesi morgunda, "kimliği belirsiz ceset" olarak bulundu. Tüm olayların, öldürülenlerin ve yaralananların ardından soruşturma sonucu dava açılan iki vaka Enes ve Mahsum’un davaları oldu. 9 yıl sonra iki dava birleştirildi. Mart 2015'te görülen son davada yine erteleme kararı alındı. Çocukların ölümüne yol açtığı düşünülen özel harekat polisleri halen tutuksuz yargılanıyor.

 

      Foto: İlyas Aktaş (yaralı olarak taşınıyor)

 

Foto: İlyas Aktaş (yaralı olarak taşınıyor)

30 Mart günü, polisin açtığı ateş sonucu yaşamını yitiren bir diğer kişi de; olayları Halk İçin Devrimci Demokrasi Gazetesi adına izleyen İlyas Aktaş’tı. Aynı zamanda Dicle Üniversitesi'nde Mimarlık 2. sınıf öğrencisi olan İlyas, mezarlık yolu üzerinde olayları görüntülerken sol gözünden vuruldu. 7 Nisan günü beyin ölümü gerçekleşti.    

4. Gün (31 Mart)

Eylemlerin 4. günü geldiğinde, insanların başka türlü baskılar altında kaldığı da anlaşılacaktı. Polis yetkilileri 30 Mart gecesi, çocuklarını kaybeden ailelere; cenazeleri sessiz sedasız toprağa vermeleri gerektiğini söylemiş, Enes Ata ve İsmail Erkek'in cenazeleri sabaha karşı 05.00 sularında köylerinde toprağa verilmişti. Şehir merkezine sadece eylemciler değil cenazeleri de giremiyordu.

 

5. Gün (1 Nisan)

Amed sokakları sessiz ve yıkık durumdaydı. Şehirde adeta bir sıkıyönetim hali hüküm sürüyordu. 1 Nisan sabahı, gözaltılar başladı. Evlere baskınlar yapılıyordu. Olaylar sırasında gözaltına alınanların sayısı 563’e ulaştı. Gözaltına alınanların 236'sı tutuklandı.


1 Nisan günü, çatışmaların en yoğun olduğu illerden birisi de Mardin oldu. Qoser'de (Kızıltepe) insanlar, çarşı meydanında toplandığı sıralarda, kaymakamlık ve DTP yetkilileri olay çıkmaması için görüşmeler yapıyordu. Ancak, daha görüşmeler bitmeden polis, meydandaki kitleyi dağıtmak için silahlarını kuşandı. 2 gün süren gösterilerde, Ahmet Araç (27) ve Sıddık Önder (22), baş ve karınlarına isabet eden kurşunlarla yaşamlarını yitirdiler. Sıddık Önder'in otopsi raporu, ağır silahla vurulduğunu söylüyordu. Bu olaylar yaşanırken polis araçları ve hoparlörlerinde Mehter Marşı çalıyordu.

GEZİ ve DİYARBAKIR

*İHD, Diyarbakır Barosu, DİHA, Gündem Gazetesi gibi dönemde olayları yakından izleyen kurumların tamamı; Mart 2006'da halkın kendi iradesiyle sokağa çıktığını; örgütlü mücadelenin yanında bir şehrin topyekun ayaklandığını belirtti.

*Dönemin Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir bir açıklamasında, eylemler sırasında eşi görülmemiş bir dayanışma sergilendiğini; olayların olduğu mahallelerde apartman sakinlerinin dahi balkonlardan eylemcilere; limon, ıslak havlu gibi savunma araçları attığını söylüyor. Aynı 2013 Gezi İsyanı'nda olduğu gibi.

*2012 yılında Fırat Haber Ajansı'na verdiği demeçte Ferhat Farqin, Amed olaylarında polis tarafından işkenceye uğrayarak uzun süre yoğun bakımda kaldıktan sonra kendisi için tek yolun dağa çıkmak olduğuna inandığını ve bu yüzden HPG saflarına katıldığını açıkladı. Nedenleri 2013 Gezi İsyanı sonrasında tutuklanan Kırmızı Fularlı Kız, nedenlerine çok benziyordu.

*Eylem yapanların üstüne araba sürme gibi provokasyonlar, polisin cenaze kaldırmak ve yürüyüş yapmak isteyenlere ağır saldırıları, olaylar durulduğunda hükümet yetkililerinin demeçleriyle eylemleri yeniden kışkırtması, cenaze içinden çıkan cenazeler; yine 2013 Gezi Olaylarını fazlasıyla andırıyordu.

SİYASİLER

* Olayların ardından, dönemin Diyarbakırlı bakanları Abdülkadir Aksu ve Mehdi Eker incelemelerde bulunmak için şehre geldi. Güvenlik güçlerinin asayişin sağlanması için tüm çabayı gösterdiğini ifade eden bakanlar, öldürülenlerden bahsetmedi. Zira Başbakan Recep Tayyip Erdoğan; güvenlik güçlerinin “kadın da olsa çocuk da olsa” gereğini yapacağını belirtmişti.

DAVALAR

*Olaylarda öldürülenlerin yalnızca ikisi (Enes Ata ve Mahsum Mızrak) adına dava açılabildi. Geri kalan kişiler hakkındaki soruşturmalar hiçbir zaman davaya dönüşmedi. Mahsum Mızrak davasının avukatları, Mahsum'u vuran mermi kovanlarının balistik inceleme sonrasında kaybedildiğini belirtiyor. Enes Ata’nın ölümünden sorumlu tutulan özel harekatçılar, Hayrettin Akar, Bilal Özkara, Nuri Özgenç tutuksuz yargılanıyor. 3 kişi de teşkilatlarında terfi etti ve halen görev yapıyorlar.   

*Yerel mahkemelerde devlete karşı açtığı davalarda bir sonuç alamayan kişiler, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne bireysel başvurular yaparak, 10'a yakın davada devletin mahkum olmasını sağladı.

 

Kısaltmalar Sözlüğü

KCK: Koma Civakên Kurdistan (Kürdistan Topluluklar Birliği)- Çatı İdari Yapılanma (2005)

PKK: Partiya Karkerên Kurdistanê (Kürdistan İşçi Partisi)- 2000 yılındaki 7. Parti Kongesi ile bağımsız Kürdistan idealinden vazgeçtiğini açıkladıktan sonra idari yapısında değişikliğe gitmiştir. Kongrede HPG örgütü, silahlı birlikler olarak kabul edilmiştir. Kongre yapılanması ise; 2002'de KADEK, 2005'te Kongra-Gel adını almıştır. PKK, aynı yıl KCK'nin çatı yapılanma olduğunu kabul etmiş ve idari, askeri yapıları kurumsal zeminde ayırmıştır. 

HPG: Hêzên Parastina Gel (Halk Savunma Güçleri)-  PKK silahlı kanadı

YJA Star: Yekîneyên Jinên Azad ên Star (Star Özgür Kadın Birlikleri)- HPG kadın birlikleri

TAK: Teyrêbazên Azadiya Kurdistan (Kürdistan Özgürlük Şahinleri)- PKK örgütüyle bağlantılı, ancak zaman zaman özerk kararlar alan silahlı birlikler... Türkiye'nin metropollerinde düzenlediği bombalı eylemlerle gündeme geldiler, eylemlerin bir kısmıyla ilgili PKK ile fikir ayrılığına düştüler.

PYD: Partiya Yekîtiya Demokrat (Demokratik Birlik Partisi)- Suriye sınırlarında kurulan Kürt hareketi partisi

YPG: Yekîneyên Parastina Gel (Halk Koruma Birlikleri)- Rojava devrimi sonrası kurulan silahlı birlik

YPJ: Yekîneyên Parastina Jinê (Kadın Savunma Birlikleri)- Rojava devrimi sonrası kurulan silahlı kadın birliği