PIPPA BACCA CİNAYETİ

Türkiye’de kadınlar, hemen her gün, farklı biçimlerde şiddete maruz kalıyor. Bu takvim yaprağının hazırlandığı günlere kadar, 2015’in ilk üç ayında -medyaya yansıdığı kadarıyla- en az 68 kadın öldürüldü, 15 kadın tecavüze uğradı, 31 kadın fuhuşa zorlandı, 70 kadın yaralandı, 24 kadın cinsel tacize uğradı. Tüm ülkenin ayaklandığı Özgecan Aslan cinayetinden sonra en az 31 kadın daha öldürüldü. 2014 yılında ise en az 294 kadın öldürüldü. Adalet Bakanlığı 2010 yılında, önceki yedi yıla göre kadın cinayetlerinde %1400 oranında artış olduğunu açıklamıştı.  

Rakamlar yanlış değil, hatta rakamlar eksik; kadına yönelik şiddeti önlemeye ilişkin yeterli bir politikanın bulunmadığı ülkemizde, erkek şiddetinin takipçisi olmaya çalışan kadın örgütleri ve internet sitelerinin 7-8 yıldır çetelesini tutabildiği olaylar bunlar. Medyaya yansıyan kısmı bile gösteriyor ki, kadına yönelik erkek şiddeti duraklamadan, artarak sürüyor; neredeyse her gün bir kadın öldürülüyor, bir çoğu fiziksel, cinsel, psikolojik şiddete uğruyor. Şiddet uygulayan erkeklerin neredeyse tamamı eşler, eski eşler, boşanılmaya çalışılan eşler, sevgililer, eski sevgililer, kardeşler, babalar, akrabalar, yani kadınların tanıdıkları erkekler; ve bu yüzden erkek şiddeti, özel yaşama ait bir sorun olarak görülüp, daha da az tepki görüyor. Toplumdaki cinsiyet eşitsizliği ve ayrımcılık, aile içindeki şiddeti besliyor, kadın bedeni üzerinden toplum, “ahlakını” şekillendiriyor.

Kadın cinayetleriyle karşılaşmadığımız bir gün yok. Gelin görün ki bunların büyük bir kısmı, toplumun büyük kesiminden ilgi görmüyor. Ya da gerek medyanın dilinin de katkısıyla olayların yansıtılış biçimi, gerekse toplumun “ama”larıyla birleşerek, fiziksel/cinsel şiddete uğrayan kadının bunu hak ettiği algısının oluşma noktasına varıyor. Ölümle sonuçlanmayan fakat işkenceye kadar varan ağır şiddet vakaları ise hem görülmüyor, hem de suç olarak algılanmıyor.

Devlet politikalarının yetersiz, toplumun çoğunlukla tepkisiz, faillerin cezasız kaldığı ve neredeyse tümünün tahrik veya iyi hal indirimi aldığı bu ortamda kadınlar erkekler tarafından öldürülmeye, tacize, tecavüze uğramaya devam ediyor. Örneğin birkaç gün önce Fatma Balaban'ı bıçaklayarak öldüren koca Kemal Balaban'a mahkeme "haksız tahrik" indirimi yaparak 10 yıl hapis cezası verirken, kendisine silah zoruyla defalarca tecavüz eden akrabası Nurettin Gider’i öldüren Nevin Yıldırım’a ise müebbet hapis cezası verildi. Kadınların yanında, çocuklar da cinsel ve fiziksel şiddete, LGBTİ bireyler ise mutlaka “namus ve ahlak” bazlı nefrete, ayrımcılığa ve şiddete maruz kalıyorlar.

Ancak çok az olay toplumu ciddi ve kitlesel bir tepkide birleştirebiliyor. Geçtiğimiz ay, 11 Şubat 2015’te vahşi şekilde öldürülen, 20 yaşında bir genç kadın, Özgecan Aslan gibi. Türkiye’yi ziyarete gelen fotoğrafçı ve aktivist Sarai Sierra cinayeti gibi. “Barış Gelini” Pippa Bacca gibi…

Oysa bu kadınların erkekler tarafından öldürülmesi, cinsel tacize ve tecavüze uğraması münferit olaylar değil; aksine kolektif bir bilincin, erkek egemen sistemlerin bir tezahürü olarak karşımızda duruyor. Bu sistem tüm yansımalarıyla gündelik yaşamda ve kamusal alanda karşımıza çıkıyor, ayrımcılık ve kadın karşıtlığında birleşiyor.

 

Pippa Bacca

Giuseppina Pasqualino di Marineo ya da daha çok bilinen adıyla Pippa Bacca, yolu Türkiye’ye düştüğünde 34 yaşında, genç bir kadındı. İki sanatçı ve aktivist kadın, Pippa Bacca ve Silvia Moro birlikte bir tur planlamışlardı ve 8 Mart 2008’de “Barış Gelini” projeleri için giydikleri beyaz gelinlikleriyle yola çıktılar. Milano’dan başlayan yolculukları, Slovenya, Hırvatistan, Bosna, Bulgaristan, Türkiye, Suriye, Lübnan, İsrail ve Filistin üzerinden devam ederek, Tel-Aviv’de noktalanacaktı. İki kadın, şiddet ve savaşla çalkalanan ülkelere sevgi ve barış mesajını iletmek için otostopla yolculuk edecek ve İsrail'e varacaktı. Yolculuğa başlarken, internet sitelerinden "Beraberimizde yolculuk boyunca üzerinde birikecek tüm kirlerle birlikte götüreceğimiz tek elbise, beyaz gelinlik olacak" demişlerdi.

“Barış Gelini” projesinin doğuşu ve Pippa’nın neden gelinlikle yola çıktığı kendi internet sitesinde (www.pippabacca.it) şöyle anlatılıyor:

Pippa, sadece tek bir gün kullanılacak bir elbise için bu kadar çok özen gösterilmesini saçma buldu ve aklına gelinliği aksi bir şekilde kullanma fikri geldi. Öyle bir elbise ki; bir deneyimin tanığı olarak giyiliyor, anıları üzerinde topluyor, tükenerek ve kirlenerek… Savaşın, bir gerçeklik ya da yakın bir hatıra olduğu ülkeleri otostopla geçeceği özel bir seyahatte taşımak için tek bir elbise, sadece uyumak ya da yıkamak için üzerinden çıkaracağı.

… Tüm bu örneklerden sonra, yakın bir geçmişte savaş yaşamış ya da şu an yaşayan ülkelerle, evliliğin pozitif sembolü arasında gerçek bir karşılaştırma yapma fikri doğdu; bu memnuniyeti orada yaşayan kadınlara ve sanatçılara götürmek, değişiklikleri aşmak, küçük günlük kadınsı eylemlerle onların sıkıntısını bir nebze paylaşmak için. Pippa aksesuar olarak da beyaz topuklu ayakkabı giymeye karar verdi; çünkü bu da kadın olmanın sembolüydü ama aynı zamanda rahatsız ve acı vericiydi. Çünkü kadın olmak ve anne olmak, hepimizin barışı sağlamak için yaptığı yol gibi cesaret ve güç gerektiren bir şeydi.

… Etek, saflığın ve masumiyetin simgesi olan zambağa benziyordu,  her bir katı ise zambağın yapraklarını andırıyordu. Etek, her birinin, kızların gittiği ülkeleri simgelediği (Slovenya, Hırvatistan, Bosna, Sırbistan, Bulgaristan, Türkiye, Lübnan, Suriye, Mısır, Ürdün, İsrail) değişik doğal materyallerden yapılmış on bir kattan oluşmaktaydı. Her bir kat, tıpkı gerçek bir kitap gibi numaralarla tanımlanmıştı ve bir de, yıkaması daha kolay olabilmesi için hepsinin çıkabildiği bazı katlarda da bu on bir ülkenin sembolü olarak, bayraklarının bazı desenleri dikiliydi; projenin çok kültürlülüğünü vurgulamak için eteğin bazı kısımlarında Bosna bayrağının yıldızlarını ve Türk bayrağının ay’ını, Hırvatistan’ın dama’sını, Slovenya’nın dağlarını bulabiliriz.

Pippa ve Silvia barış istiyordu. Ve projelerindeki başlıca aktör insanlara güvendi. Şair Alda Merini daha sonra şöyle diyecekti Pippa için: "O tüm dünyayla evlenmek istedi. Tüm kötülükler ve şiddetle… Ancak azizlere has bir delilikle".

Otostopla seyahat etmek de insanlara, onların samimiyetine güvenmekti Pippa için, aynı zamanda hiçbir kültürel ya da sosyal engel olmadan yerel halka ulaşmanın bir yoluydu. Planladıkların yolculuğun ikinci kısmında insanlarla iletişim kurabilmek için, bir yıldan fazla bir süre boyunca Arapça öğrenmeye çalışmıştı Pippa. Diğer yolculuklarında olduğu gibi, otostopla sürdürdükleri bu yolculukları boyunca da, bindikleri araçları kullanan kişilerin fotoğraflarını çekiyorlar, aralarındaki diyalogları mümkün oldukça kaydediyorlardı. İstanbul'a vardıklarında ise Pippa ve Silvia’nın yolları Beyrut’ta tekrar bir araya gelmek üzere ayrıldı; Pippa performansına/ yolculuğuna, bu dünyada kadınların da bir yeri olduğunu savunmaya ve anlatmaya tek başına devam edecekti. İnsanlara güvenmek istiyordu.

31 Mart günü Kocaeli'nin Gebze ilçesine gelen Pippa, İtalya'daki yakınlarıyla yaptığı telefon görüşmesinin ardından ortadan kayboldu. Pippa’nın kayboluşu, yakınlarının başvurusuyla 3 Nisan’dan itibaren medyaya da yansıdı. Haberler üzerine başlayan arama süreci sonunda Pippa’nın en son bindiği kamyonet belirlenerek sahibi yakalandı. Murat Karataş Tavşanlı Köyü yakınlarında aracına binen Pippa’ya önce tecavüz etmiş, ardından da onu vahşice katletmişti.

2009 yılının Haziran ayında biten dava sonucunda, Pippa Bacca’ya tecavüz ettikten sonra boğarak öldüren Murat Karataş, ‘Suçu gizlemek amacıyla kasten adam öldürmek’ suçundan ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. Karataş bu cezanın yanı sıra ‘cinsel saldırı’ suçundan 7 buçuk yıl, ‘hürriyeti kısıtlama’ suçundan 5 yıl ve Pippa Bacca’ya ait fotoğraf makinası ve cep telefonunu aldığı için ‘hırsızlık’ suçundan da 1 yıl 8 ay olmak üzere, toplam 14 yıl 2 ay hapis cezasına daha çarptırıldı. Sanık kararın okunmasının ardından dışarı çıkarılırken salonu birbirine kattı; gerçek suçluların dışarıda gezdiğini, kendisinin masum olduğunu, adaletsiz bir karar verildiğini, daha önce verdiği ifadeleri baskı altında verdiğini ileri sürüp beraatini istedi. Karataş basına da yansıyan ilk ifadesinde Pippa’yı otostop yaparken aracına aldığını, tenha bir yere götürüp tecavüz ettiğini, boğarak öldürdüğünü ve cansız bedenini sakladığını anlatmıştı.

2012 yılına gelindiğinde ise, ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezası, mahkeme tarafından, Türk Ceza Kanunu'nun takdiri indirim nedenlerinin yer aldığı 62. maddesi gereği uyarınca hafifletici sebepler göz önünde tutularak, ömür boyu hapis cezasına çevrildi. Böylece Karataş'ın cezası 36 yıldan 30 yıla düşmüş oldu. Temyize giden davayı gören Yargıtay 1. Ceza Dairesi de cezayı onadı. 

Dava sürecinde mahkeme heyeti, davanın takipçisi olmak isteyen Mor Çatı ve Emekçi Kadın Derneği'nin müdahil olma taleplerini ise "suçtan doğrudan zarar görmedikleri" gerekçesiyle reddetti. Dernek açıklamasında "Bütün kadın katli davalarında kadınlar olarak müdahillik talep ediyoruz. Hem yargılamanın adil ilerlemesi, hem de farkındalık yaratmak için davaları takip etmemiz önemli." diyordu.

Dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan, "Buna hangi kelimeyi seçeceğimi bilemiyorum. Yani buna alçakça mı dersiniz, canice mi dersiniz, hunharca mı dersiniz, vahşet mi dersiniz. Seçilebilecek kelimelerin bu noktada en üst tonda olanı neyse onunla değerlendirilecek bir hadise. Maalesef buna seçilecek kelime noktasında acze düşüyorum." dedi. Emniyete faili kısa sürede bulduğu için teşekkür eden Erdoğan, "Gerek ailesine, gerekse İtalyan halkına başsağlığı diliyorum. İnanıyorum ki ülkemizde de yargı gerekli değerlendirmelerini yapıp, ondan sonra en adil kararını bu noktada verecektir" diye konuştu. 

Pippa’nın vahşice öldürülmesi medyada oldukça geniş bir yer buldu. Birçok gazete cinayeti manşetine taşıyıp, duyulan acı ve üzüntüyü anlatırken, bir yandan da Türkiye’nin utancından bahsetti; Pippa’nın ailesi ve İtalya toplumuna karşı duyulan suçluluk ve Türkiye’nin imajının zedelenmesinden duyulan üzüntüyü dile getirdi. Bazı gazeteler “İtalya halkının Türkiye’yi suçlayıcı yaklaşımlara prim vermediği”nden bahsetti, bazıları “Kötü insanlar her yerde var” diyerek dünyayı ikna etmeye çalıştı. Sorun, kadınların her gün maruz kaldığı erkek şiddeti değil, Türkiye’nin imajının nasıl düzeltileceği idi.

Medyadaki bu söylemin de katkılarıyla, Pippa’nın tecavüz edilip vahşice öldürülmesi “münferit, adli suç geçmişi olan, hasta bir kişinin bireysel eylemlerinin bir sonucu olarak ortaya çıkan, Türkiye’ye özgüymüş gibi gösterilmeye çalışılan, ülkenin dünyadaki imajını sarsmaması gereken” bir olay olarak gösterilmeye çalışılıyordu.

“Masum kadınlar”ın erkek  şiddetine maruz kalması, öldürülmesi mutlaka “olağanüstü” bir durum sonucunda gerçekleşiyor; erkek şiddetine uğrayan “masum olmayan”, yani “mini etek giyen”, “gece dışarı çıkan”, “eşinin kıskandığı”, “boşanmak isteyen”, “kürtaj olmak isteyen” kadınlar ve “namus”a halel getiren LGBTİ bireyler ise bu şiddeti, tacizi, tecavüzü, yaralanmayı, öldürülmeyi “hak etmiş” oluyordu. Oysa bu kadınların ve LGBTİ bireylerin tek ortak noktaları, erkekler tarafından şiddete maruz kalmış, öldürülmüş olmalarıydı. Medyanın, kurumların ve toplumun birleşerek; erkeklerin egemen olduğu toplumun her noktasında yaşanan, kolektif bilinçte var olan erkek şiddetini görmezden gelmesi, bunu önlemeye yönelik politikalar, yasal düzenlemeler ve caydırıcı uygulamalar geliştirilememesi Türkiye’de erkek şiddetinin; cinsel tacizin, tecavüzün, ensestin, yaralama ve cinayetlerin yaygınlığı gerçeğini değiştirmiyordu.

Pippa Bacca’nın öldürülmesinin ardından oluşan tepkilerle, Türkiye’de ve dünyada bir çok eylem ve anma etkinlikleri düzenlendi. Eylemlerden en dikkat çekeni ise “Biz Erkek Değiliz” sloganıyla bir araya gelen erkeklerin girişimi oldu. Girişim önce bir bildiri yayımladı, ardından 19 Nisan’da Taksim’de eylem yaptı. Toplumsal cinsiyet perspektifini temel alan “Biz Erkek Değiliz”, erkek egemen şiddeti, “erkeklik”i sorgulayan ve “tecavüz etmek, namus-töre bekçiliği yapmak, öldürmek, homofobik olmak, hayatı ve sokakları kadınlara dar etmek erkeklikse” erkekliği reddeden bir söylemi benimsiyordu. Girişimin en önemli tarafı bu erkeklerin, bir erkeğin Pippa’ya tecavüz etmesi ve onu öldürmesi ile kendileri ve erkeklikleri arasındaki bağı keşfetmiş ve bunu eleştirmeye başlamış olmalarıydı.

Eylemlerin ve anma etkinliklerinin yanı sıra, Pippa anısına tüm dünyada birçok sanat içeriği üretildi. Bunların arasında bulunan, kendisi de bir performans sanatçısı olan yönetmen Joël Curtz’un Gelin (La Mariée/The Bride) adlı belgeselinde, Pippa'nın annesi, dört kızkardeşi, yakın arkadaşları ve sanat eleştirmenleriyle yapılan röportajlar ve davanın kapanmasından sonra polislerce ailesine teslim edilen Pippa'nın kamerasından görüntüler yer alıyor. Görüntülerin içinde, olay sonrası failin henüz yakalanmamışken bu kamerayla çektiği bir mahalle düğünü görüntüleri de bulunuyor.

 

TECAVÜZ VE CİNAYETLE BİTEN BARIŞ YOLCULUĞU: ‘BARIŞ GELİNİ’ PIPPA BACCA

“Barış Gelini” Pippa Bacca, 2008 yılında Milano’dan başladığı dünya barışı yolculuğunda, Kocaeli’de tecavüze uğradı ve boğularak öldürüldü.

İtalyan sanatçı ve aktivist Giuseppina Pasqualino di Marineo ya da daha çok bilinen adıyla Pippa Bacca, sanatçı arkadaşı Silvia Moro ile beraber "Barış Gelini" adıyla, dünya barışı için yolculuğuna başladı. 8 Mart 2008’de Milano’dan başlayıp Slovenya, Hırvatistan, Bosna, Bulgaristan, Türkiye, Suriye, Lübnan, İsrail ve Filistin güzergahından Tel-Aviv’de noktalanması planlanan bir yolculuk sırasında Bacca, Kocaeli’nin Gebze ilçesine bağlı Tavşanlı köyü yakınlarında Ballıkayalar mevkiinde tecavüze uğradı ve ardından boğularak öldürüldü.

En son üzerinde gelinlik ve elinde barış pankartıyla görüldü

Milano’dan İstanbul’a kadar otostopla gelen Pippa Bacca ile Silvia Moro, burada Tel Aviv’de buluşmak üzere ayrıldı. Pippa Bacca, en son olarak üzerinde gelinlik ve elinde barış çağrısı yapan pankartla 31 Mart’ta Gebze D-100 Karayolu’nun Bayramoğlu sapağında görüldükten sonra kendisinden bir daha haber alınamadı.

Polis, yaptığı araştırmalarda 31 Mart’ta Pippa Bacca’yı Gebze Bayramoğlu sapağındaki akaryakıt istasyonundan aracına aldığını belirlediği Murat Karataş’ı aramaya başladı. Birçok suçtan sabıkası bulunan Karataş’ın peşine düşen polis, İtalyan sanatçının cep telefonunu da IMEI numarasından izlemeye aldı. Karataş, kendi sim kartını Pippa Bacca’nın cep telefonuna takınca Tekirdağ taraflarında olduğu tespit edildi, katil kamyonetiyle birlikte ele geçirildi.

Silvia Moro İtalya’ya döndü

Zanlının tecavüz ve cinayet sırasında yanında 2 kişinin daha olduğu öne sürüldü. Ancak polis bu konudaki soruları yanıtsız bıraktı. Polisteki ifadelerinin tamamlanmasının ardından Gebze Adliyesi’ne sevk edilen Murat Karataş, ‘tecavüz’, ‘gasp’, ‘delilleri ortadan kaldırmak’, ‘yakalanmamak amacıyla kasten adam öldürmek’ suçuyla tutuklanarak Gebze Cezaevi’ne gönderildi.

Pippa Bacca ile 8 Mart’ta Milano’dan yola çıkan arkadaşı Silvia Moro ise, arkadaşının kaybolduğu haberini alınca İskenderun’da yolculuğunu yarıda bırakıp İtalya’ya dönmüştü.

Cesedi çalılıkta bulundu

Katil yakalanınca cesedi Gebze’nin Tavşanlı köyüne bağlı Ballıca Mevkii’nde çalılığa attığını söyledi. Polis ormanlık alandaki çalıların arasında İtalyan sanatçının cesedini buldu. İtalyan gazeteler ayrıca Bacca’nın fotoğraf makinesinin katilin aracında bulunduğunu yazdı.

Pippa Bacca’nın cesedi otopsi işlemleri tamamlandıktan sonra ailesine teslim edildi.

Katil müebbet hapis cezasına çarptırıldı

Pippa Bacca davasının ilk duruşması 7 Ekim 2008 tarihinde yapıldı. Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın altıncı duruşmasında feminist kadın hakları savunucuları tarafından yapılan açıklamada, "Pippa Bacca davası sokakların da kadınlar için güvenli olmadığının bir göstergesi. Kadınların güvende olduğu sokaklar istiyoruz" denildi.

Davanın 2009 yılında görülen sekizinci duruşmasında ise sanık Karataş cinayet suçundan ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme Heyeti takdir hakkını kullanarak verilecek ağırlaştırılmış müebbet cezasında indirim yaparak Karataş’a müebbet hapis cezası verdi.

 

MEDYA OKUMASI

İtalyan sanatçı ve aktivist Pippa Bacca, sanatçı arkadaşı Silvia Moro ile beraber "Barış Gelini" adlı projeleriyle, dünya barışı için yolculuğa başladı. 8 Mart 2008’de Milano’dan başladığı yolculuğunda, Kocaeli’nin Gebze ilçesine bağlı Tavşanlı köyü yakınlarında Ballıkayalar mevkiinde tecavüze uğradı ve ardından boğularak öldürüldü.

Türkiye ve dünya medyası Pippa Bacca tecavüz cinayetini nasıl gördü ve yorumladı?

 

İTALYA VE DÜNYA BASINI

İtalya ve dünya basını genel olarak cinayetin adli bir vaka olarak görüldüğünü aktardı. Ana-akım haberlerde Türk yetkililerin açıklamaları, Türk basınının haberleri verildi. Bacca’nın annesinin ve arkadaşı Moro’nun Türkiye ile ilgili yapıcı mesajlarına da yer verildi.  Yine ana-akım haberlerde İslamofobik yorumlara rastlanmıyor.

Pippa Bacca’yı ‘iyimserlikle’ suçlayanlar da var. Neden tek başına güvensiz bir ülkede otostop çektiğine dair eleştiriler almış. Bu hareketini çok iyimser ve naif buluyorlar. Fakat bu eleştiriler köşe yazıları ve sosyal tartışmalarda yaşanıyor ve eleştiriler Türkiye’den çok Pippa Bacca’nın kendisine yapılıyor.

NewYork Times gazetesi haberi “Cinayet, Türkiye ve İtalya’da Büyük Bir Üzüntü ve Öfkeyle Karşılandı” başlığıyla vermiş.  

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, İtalya Cumhurbaşkanı Giorgio Napolitano’yu arayarak Türkiye halkının derin üzüntüsünü iletti.

İstanbul’daki İtalya konsolosu Stefano Canzio yaptığı açıklamada şunları söyledi: Türkiye’de tepkiler çok güçlü ve bu tepkiler yalnızca sosyal medyada değil. Türkiye vatandaşları, İtalyan konsolosluğuna ve sanatçının ailesine sayısız başsağlığı mesajı gönderdi.

Bacca’nın otopsi raporu yayınlandıktan sonra, Bacca’nın ailesi ile İtalyan ve Türk devlet yetkilileri, sanatçının ölümünü muhtemelen akıl sağlığı yerinde olmayan biri tarafından gerçekleştiğini ve bu tip bir olayla hemen her yerde karşılaşılabileceğini vurguladı.

Pippa Bacca’nın annesi şunları söyledi: “Herhangi bir gazeteyi okursanız – insanlar yüksek sesle müzik dinledikleri için öldürülüyorlar ve kadınlar alt geçitlerde tecavüze uğruyor. Canavarlar yer yerde var. Bu Türkiye ya da İslamla ilgili bir sorun değil.

Moro şunları söyledi: Türkiye dahil her ülkede, öğrencisinden çiftçisine iş adamına kadar harika insanlarla otostop yolculuğu yaptık. Bazıları bize öğle yemeği teklifinde bulundu, bazıları neden bu şekilde giyindiğimizi bile sormadı.

 

Italy Magazine, haberi “Türk Liderler Kınadı” başlığıyla verdi.

Türk liderler bu hafta, ülkede otostopla gezerken tecavüze uğrayıp öldürülen İtalyan barış gelininin öldürülmesini kınadılar.

Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül İtalyan büyükelçiliğine gönderdiği mesajda başsağlığı dileklerini iletti.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin derin bir üzüntüye boğulduğunu ve bu vahşi cinayeti tanımlamak için doğru sözcükleri bulamadığını ifade etti.

Bacca’nın ölümü Türkiye basınında büyük yer buldu, sanatçının ölümünden duyulan korku ve utanç dile getirildi.

 

TÜRKİYE MEDYASI

Türkiye medyasının bir kısmında Pippa Bacca’nın “otostop” yapması ön plana çıkarılırken, bir kısım da yabancı bir turistin çıktığı dünya yolculuğu sırasında Türkiye’de tecavüze uğrayarak öldürülmesini “dünyaya rezil olma” olarak yorumladı.  

İnternet haber sitesi haber3.com, 14 Nisan 2008 tarihli haberinde, Zaman ve Cumhuriyet gazetelerinin, olaya İtalyan basının bakış açısı konusundaki zıt yaklaşımını ele aldı. Rezil Olduk mu, Olmadık mı? Barış eylemcisi Pippa Bacca ölümüyle ilgili İtalyan basını hangi gazete daha iyi anladı?” başlıklı haberinde site, iki gazetenin haberlerini yan yana verip karşılaştırdı.

Cumhuriyet Gazetesi haberinden parçalar:

İtalyan basını, barış eylemcisi Pippa Bacca’nın, otostop yaparken Gebze’de tecavüz edilip öldürülmesinin Türkler arasında yol açtığı utanca geniş yer verirken, bir yandan da sayfa düzeniyle Türkiye’nin Avrupa kültüründen ne kadar uzak olduğunu okurlarının bilinç altlarına işlemekten geri durmadı. İtalya’nın en yüksek tirajlı gazetesi Corriere della Sera, İspanya’da kadının toplum içindeki yükselişi haberi ile Türkiye’deki tecavüz-cinayet haberini yan yana bastı.

Türkiye’deki “utanç korosuna” aykırı düşen tek ses; İtalya’da çok sevilen ve büyük bir popülarite tabanına sahip olan Serra Yılmaz ‘dan geliyor.

“Corriere del la Sera” ya demeç veren Yılmaz özetle: “Bu utanç çığlıklarına doğrusu anlam veremiyorum ve katılmıyorum!” diyor: “Böyle bir olay maalesef dünyanın her yerinde olabilirdi. Olayın kahramanlarının illaki de bir Türk ve İtalyan olması gerekmiyordu. Fail ve kurbanın her ikisinin de ‘Türk’ ya da ‘İtalyan’ olduğu sıradan bir cinayet olayı olabilirdi bu. Bu nedenle şahsen ‘Türk olarak’ utanmam gerektiğine inanmıyorum...”

Rakip gazete “Repubblica” ile söyleşi yapan bir başka Türk sanatçısı Şükran Moral ‘in duruşu Serra Yılmaz’ınkinden tamamıyla farklı: “Ülkemi gayet tabii çok seviyorum ama maalesef Türkiye’de böyle şeyler olabilir!” diyor Moral: “Pippa’yı tanısaydım, kendisine bu yolcuğu yapmamasını salık verirdim. Pippa Türkiye’nin karanlık çehresiyle karşılaşmış ve bunu yaşamıyla ödemiştir. Türkiye’de kadın cinselliğinden korku duyan bir kadın düşmanlığı vardır...”

İtalyan sol entelektüellerin gazetesi “Manifesto” da haberi, Fatih Akın ‘ın “Duvara Karşı” filminin İtalyancadaki adı “Türk Gelin” başlığı ile vermiş...

Türk basınında kullanılan “İtalyan Gelin” başlıklarını başka deyişle, “Türk Gelin” başlığına çevirmiş.

ZAMAN Gazetesi haberinden parçalar:

İtalyan halkı Türkiye’yi suçlayıcı yaklaşımlara prim vermedi. Sanatçının ablası, “Bu cinayet dünyanın her yerinde olabilir.” derken, medya da, sağduyulu yayınlar yaptı. İtalyan basını, öldürülen sanatçının ailesinin yaklaşımlarını aktarırken, şu cümlelerin altını çizdi: “Büyükelçi, konsolos ve Türk polisi, olabilecek en iyi çalışmayı gösterdi. Türkiye’deki insanlar olağanüstü nazik.” Cinayet, Türkiye’yi de derinden sarstı. Dün Katar yolunda üzüntüsünü dile getiren Başbakan Tayyip Erdoğan, olayın Türkiye’nin imajına etkisi konusunda ise İtalyan sanatçının nişanlısına ve kız kardeşine teşekkür etti: “Dünya gerçeklerini gören insani yaklaşımları her türlü takdirin üstündedir.”

İtalyan basını dünyaya barış mesajı vermek için gelinlikle İtalya’dan yola çıkan ve otostop yaparak Kudüs’e gitmek isterken Gebze yakınlarında ölü bulunan Pippa Bacca’ya sayfalarında geniş yer ayırdı. Milanolu sanatçının Türkiye’de öldürülmesi haberine özellikle ülkenin en çok satan iki gazetesi İl Corriere della Sera ve La Repubblica ilgi gösterdi. Her iki gazete de olayı ilk sayfadan verirken haberde elim cinayetten dolayı Türkiye’yi veya Türkleri suçlayacak bir dil kullanmaktan kaçındı ve olayı sadece olduğu gibi anlatmakla yetindi. Her iki gazete ayrıca Türk basınının olayla ilgili attığı manşetleri sayfalarına taşırken Türkiye’nin vahşetten duyduğu üzüntüyü ön plana çıkardı. La Repubblica gazetesi ilk sayfada “Pippa Bacca’nın katili itiraf ediyor: Onu boğdum ve tecavüz ettim” başlığını kullanırken orta sayfada Türkiye’nin cinayetten dolayı şoke olduğunu yazdı.

Sabah gazetesinin ‘Pippa bizi affet’ şeklindeki manşetini fotoğrafla beraber okuyucularına duyuran gazete ‘Pippa onu öldüren canavar gibisine Milano metrosunda da rastlayabilirdi’ şeklinde bir haber-yoruma da yer verdi. Il Corriere della Sera gazetesi ise haberi ilk sayfadan “Pippa Bacca’nın katili itiraf etti: Tecavüz ettikten sonra boğdum” başlığıyla verirken Türk medyasının olaya geniş yer ayırdığını yazdı. Türk gazetelerinin olayla ilgili olarak ‘utanıyoruz’ şeklinde başlık attıklarını belirtten gazete, Pippa’nın cenazesinin pazartesi günü İtalya’ya gelebileceğini bildirdi. Il Tempo gazetesi ise haberi orta sayfalarda ‘Pippa Bacca savaş içinde yaşayan 11 ülkeye barış götürmek istiyordu’ başlığıyla verdi.

 

Olayın ayrıntılarının netleşmesinin ardından gazetelerin manşetleri şöyleydi*:

Yüzkarası (Akşam)

Ah güzel kızımız... Barışa gelin olacaktı (BirGün)

Siama Molto Addolarati - Acımız çok büyük (Milliyet)

Barışa Tecavüz (Posta)

Bu nasıl ülke böyle (Radikal)

Pippa Bizi Affet (Sabah)

Siamo Addolorati (Star)

Utan Türkiye (Takvim)

İşte Bu Sapık (Vatan)

Utandık (Yeni Şafak)

*http://www.duslersokagi.com/off-topic/t17432-baris-gonullusu-pippa-bacca-3.html

           

BirGün gazetesinden Ümit Alan, “su testisi su yolunda kırılır” diyen medyayı eleştiriyordu:

2008 yılında “Barış Gelini” projesi için Milano’dan Tel Aviv’e doğru yola çıkan İtalyan sanatçı Pippa Bacca, yolu Türkiye’den geçerken tecavüz edilerek öldürülmüştü. Medya, bu cinayetin ardından “kadın cinayetlerini” masaya yatırmak yerine “sapık katile” günlerce öfke kusarak reytingini şaha kaldırdı. Bir de bu olayın Türklere mal edilmemesi telaşı vardı. Hürriyet’in 13 Nisan 2008 tarihli “Türkler iyi insanlardır, kızım sapık kurbanı oldu” manşeti, her ne kadar Bacca’nın ailesinin bir beyanatına dayansa da, Türkiye medyasının bu konulardaki refleksinin bir özetiydi.

5Harfliler kadın sitesinde de Sarai Sierra cinayetinden sonra, "ya Pippa Bacca gibi olduysa, ya gene rezil olduysak" kaygısını eleştiren bir yazı yayınlandı:

SARAI SIERRA CINAYETI VE TÜRKİYE MEDYASI

Kayıp haberini burada da duyurduğumuz Sarai Sierra’nın cesedi bulundu. Öldürülmüş. Öldürmüşler gene. Bu konuya denecek fazla bir şey yok. Her gün içinde yaşadığımız mini cehenneme gelen misafir bir haftada yok olup toprağa gidince, denecek bir şey kalmıyor. Bir yandan misafirimiz geleneğimiz, göreneğimiz gereklerince tecavüze uğrarsa sansar gibi Facebook’undaki fotoğraflarından galeri yapıp tepesine de eşşek kadar reklam alıyoruz zaten. Sonra da şak af çıkartıp suçluları aramıza salıyoruz ki, galeri kuyularımız asla kurumasın.

Fakat rezilliklerin hepsinin üzerinden birden hızla geçmeyelim, birine odaklanalım ki iyice tadı çıksın. Sierra’nın İstanbul’da kaybolduğunu iki üç objektif haberden öğrendiğimizden hemen sonra haber sitelerini hemen bir “Ya Pippa Bacca gibi olduysa, ya gene rezil olduysak” kaygısı aldı.

Bu ani gelen “dünyaya kötü görünüyoruz” korkusunun arkasından 33 yaşında evli ve iki çocuk annesi Sierra’nın kadın başına neden yalnız gezdiğini, ülkemize tamam hoşgelmiş döviz bıraksın ama, gene de ÖYLE NE HALT ETTİĞİNİ sorgulamaya başladık.

“Hiç bilmediği ülkelere gidiş dönüş” = DEV MERAK KONUSU (Hurriyet.com.tr)

Sierra’nın Türkiye seyahati dahilinde ailesine haber vermeden Amsterdam ve Münih’e gittiği ortaya çıkınca, kamuoyunda tatlı bir rehavet yerleşmeye başladı bile. Haberlerin diline bir sinsi komşu şüpheciliği yapıştı. Kocasına haber vermeden neler neler yapmıştı, zaten amatör fotoğraf çekme bahanesi de tekin değildi. İnsanın aklına tabii hemen üç ihtimal geliyor: Bu kadın ya ahlaksız, ya ajan, ya da ikisi birden. Bunların doğru olduğu takdirde, ölmüş olsa dahi çok büyük problem değil.


ONLINE KAYNAKLAR

Pippa Bacca

www.pippabacca.it

http://tr.wikipedia.org/wiki/Pippa_Bacca

http://en.wikipedia.org/wiki/Pippa_Bacca

http://news.bbc.co.uk/2/hi/europe/7344381.stm

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/11941415.asp

http://www.bianet.org/biamag/sanat/147803-pippa-bacca-tekrar-istanbul-daydi

http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/diger/69496/Pippa_Bacca_davasinda_muebbet_hapis.html

http://www.milliyet.com.tr/tuyler-urperten-ifade/gundem/gundemdetay/13.04.2008/516495/default.htm

http://www.cnnturk.com/2012/turkiye/04/21/pippa.baccanin.katiline.ceza.indirimi/658133.0/

http://bianet.org/bianet/toplumsal-cinsiyet/111384-kadinlar-pippa-bacca-davasina-bir-turlu-mudahil-olamiyor

http://www.haberaktuel.com/pippa-bacca-son-olarak-katilinin-fotografini-cekmis-haberi-123367.html

http://bianet.org/bianet/insan-haklari/106367-barisa-tecavuz

http://www.bianet.org/biamag/sanat/147803-pippa-bacca-tekrar-istanbul-daydi

http://bianet.org/bianet/kadin/161604-aile-bakanligi-nin-kamuoyundan-sakladigi-siddet-arastirmasi

Eylemler ve Anmalar

http://bianet.org/bianet/kadin/113765-ankarali-kadinlar-pippa-bacca-icin-sokaktaydilar

http://bianet.org/bianet/toplumsal-cinsiyet/106446-kadinlar-bacca-icin-gebze-de-eylem-yapti-erkekler-izledi

http://www.posta.com.tr/turkiye/HaberDetay/Italyan-sanatci--Pippa-Bacca--anildi.htmıArticleID=66620

http://www.canakkaleicinde.com/pippa-bacca-icin-yuruduler.html

http://arsiv.ilericigenclik.org/haberler/istanbuldan-izmitten-kadinlar-pippa-bacca-icin-gebzeye-yuruduler

http://www.f5haber.com/pippa-bacca-ya-olduruldugu-yerde-gelinlikli-anma-fotohaber-89031

http://www.hurriyet.com.tr/ankara/16516706.asp

http://bianet.org/bianet/insan-haklari/121017-pippa-bacca-olumunun-ikinci-yilinda-unutulmadi

Biz Erkek Değiliz Eylemleri

http://www.feminisite.net/news.phpıact=details&nid=510

http://bianet.org/bianet/toplumsal-cinsiyet/106428-oldurmek-erkeklikse-biz-erkek-degiliz

 

Kadına Yönelik Şiddet / Kadın Örgütleri:

http://kadincinayetlerinidurduracagiz.net

http://bianet.org/kadin

https://www.morcati.org.tr/tr/

http://www.ucansupurge.org/

http://www.amargidergi.com/

http://www.kadindayanismavakfi.org.tr/

http://www.kamer.org.tr/

http://www.kadinininsanhaklari.org/

http://kasaum.ankara.edu.tr/

http://www.filmmor.org/tr/

http://www.keig.org/

http://www.cinselsiddetekarsikadinplatformu.org/

http://www.spod.org.tr/

http://www.kaosgl.com/anasayfa.php

http://www.lambdaistanbul.org/s/

http://www.pembehayat.org/anasayfa.php

http://sosyalistfeministkolektif.org/

http://anitsayac.com

http://www.erktolia.org

http://www.5harfliler.com

...

*Eklemek, düzeltmek, hatırlatmak istedikleriniz için lütfen iletişime geçin.

 

 

Sergi: Barışın Gelini - The Bride to Peace

Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği (UPSD) Türkiye Ulusal Komitesi, Pippa Bacca’nın değerli anısına Maçka Demokrasi Parkı’ndaki merkezinde yer alan UPSD Sanat Galerisi’nde “Barışın Gelini” adını verdiği bir sergi ve bunu takip eden günlerde İtalyan Kültür Merkezi’nde-Tepebaşında/İstanbul bir forum düzenledi. 32 Türk ile ve 37 İtalyan sanatçının katıldıkları “Barışın Gelini” adlı bu yolculuğa atfedilmiş sergi, 8 Ekim -7 Kasım 2008 tarihleri arasında, Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği Galerisi’nde gerçekleştirildi.

http://www.upsd.org.tr/pippa-bacca/

 

Resim-Heykel Sergisi: Barışın Gelini Pippa Bacca

http://www.turkishpaintings.com/index.php?p=31&l=1&modNews_DetailID=5

 

Sokak Sergisi: http://www.sodap.org/genel-haber/bar-gelini-pippa-bacca-ansna-gebzede-sokak-sergisi/

 

Film: La mariée / The Bride - Joël Curtz (2012)

http://www.imdb.com/title/tt2499040/?ref_=nm_flmg_slf_1

http://www.mymovies.it/filmografia/?a=191313

Kendisi de bir performans sanatçısı olan yönetmen Joël Curtz’un 41 dakikalık belgeseli Gelin (La Mariée/The Bride) Çağdaş Sanat Stüdyosu Fresnoy'un 2012 ödülüne layık görülmüş. 

Belgeselde Pippa'nın annesi, dört kızkardeşi, yakın arkadaşları ve sanat eleştirmenleriyle yapılan röportajlar ve davanın kapanmasından sonra polislerce ailesine teslim edilen Pippa'nın kamerasından görüntüler yer alıyor. Görüntüler içinde, olay sonrası failin henüz yakalanmamışken mevzubahis kamerayla çektiği bir mahalle düğünü görüntüleri de bulunuyor.

http://www.bianet.org/biamag/sanat/147803-pippa-bacca-tekrar-istanbul-daydi

 

Film: Ma Lettre À Pippa / Pippa'ya Mektubum - Bingöl Elmas (2010)

http://www.asminfilm.com/Film-detay.aspx?cid=1&mid=4

http://www.africultures.com/php/index.php?nav=film&no=13415

http://www.sinematurk.com/film/34167-pippa-ya-mektubum/

http://bianet.org/bianet/toplumsal-cinsiyet/113752-bingol-elmas-pippa-bacca-nin-yarim-kalan-yolculugunu-tamamliyor

 

Film Festivali: Pippa İçin Barış Filmleri

8–15 Mayıs 2008 tarihleri arasında Ankara’da gerçekleşen 11. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali, ‘barış’ temalı bölümünü Türkiye’de tecavüze uğrayıp öldürülen Pippa Bacca’ya adadı. 

http://www.sinemalar.com/haber/362/pippa-bacca-icin-baris-filmleri


Kısa Film: Sposa

http://www.beyazperde.com/haberler/filmler/haberler-14194/

 

Oyun: Pippa-Talimhane Tiyatrosu (2012)

http://www.cnnturk.com/2012/kultur.sanat/sahne/03/28/pippa.akbank.sanat.sahnesinde/655025.0/index.html  (afiş)

http://www.feminkurd.net/content.php?newsid=12130

http://www.bugunbugece.com/oku-bak/yazi/hepimizin-hikayesi-pippa-bacca

 

Oyun: Yollu-Janti Tiyatro (2012)

http://bianet.org/biamag/sanat/142983-hepimiz-ayni-yolun-yollusuyuz

“Yollu” adlı tiyatro oyununun sosyal duruşunu güçlendirmek için de bir “Barış Albümü” hazırlandı. “Barış Gelinim Olur musun?” adlı proje kapsamında Gülriz Sururi, Nedim Saban, Toprak Sergen, Mesut Yar, Bahadır Baruter, Baba Zula, Çiğdem Vitrinel, Ufuk Özkan ve Şahika Ercümen gibi ünlü isimler, duvakla poz verdi. 

http://www.hurriyet.com.tr/magazin/magazinhatti/20209639.asp

http://www.milliyet.com.tr/baris-gelinini-duvagiyla-andilar/gundem/gundemdetay/27.03.2012/1520291/default.htm

http://kelebekgaleri.hurriyet.com.tr/galeridetay/54908/2368/1/hepimiz-pippayiz  (fotoğraflar)

 

Peyzaj: Dikili Botanik bahçesinde gönüllü olarak çalışan 73 yaşındaki Yüksel Mergen, Pippa Bacca adına çiçek bahçesi oluşturdu.

http://www.internethaber.com/pippa-baccanin-adi-izmirde-yasayacak--265550h.htm

http://www.etha.com.tr/Haber/2010/07/04/kadin/pippa-baccanin-annesi-dikilide/

 

Heykel: “Pippa Bacca” ismiyle tanınan İtalyan sanatçı Giuseppina Pasqualino Di Marineo'nun heykeli, sanatçının öldürüldüğü Kocaeli'nin Gebze ilçesine bağlı Tavşanlı köyüne dikilecek.

http://www.yenisafak.com.tr/gundem/gebzeye-pippa-bacca-heykeli-113406

 

Şiir: https://melanous.wordpress.com/2012/03/19/pippa-bacca-icin-siir-denemesi-melanous/

http://edebiyatevi.com/yazi/75890_pippa-bacca.html

 

Şarkı: http://www.kiyimuzik.com/aklima-takilan-bahar-sunagi/

 

Enstalasyon: "Ah Pippa, Hangi Alemlerdesin?"

 

 

*Eklemek, düzeltmek, hatırlatmak istedikleriniz için bizimle iletişime geçin.

 

BAĞLANTILI OLAYLAR*

 

Ekim 1963’te “Affet Bizi Renata” başlığı atmıştı Milliyet Türkiye’de tecavüze uğrayıp öldürülen bir Alman kadın için. Nisan 2008’de Sabah Gazetesi “Pippa Bizi Affet” manşetiyle çıktı. Şubat 2015’te Özgecan Aslan için sayısız “Bizi Affet” başlığı atıldı…

Geçen 50 yıllık süre boyunca kadın-erkek eşitliği ve kadının güçlendirilmesi konusundaki bakış açısı bir adım ileri beş adım geri gitmiş bir ülkede yaşıyoruz. Toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda zihniyet dönüşümünde varmamız gereken noktaya varmak için bir seferberlik haline ihtiyacımız var. Özellikle uluslararası basının gözü önünde süren davalarda hızlandırılmış cezalar veren; ancak ülke içi, ev içi davalarda erkek şiddetine, haksız iyi hal indirimlerinden şaşmayan, tutarsızlıklarla dolu adalet ve hukuk sisteminin de değişmesi gerekiyor. Ölülerden af dilemekten çok daha fazlasını yapabilmeliyiz...

 

  • Peter ve Renata isimli iki Alman turistin cesedi Gordion gezisi için geldikleri Ankara Polatlı’da Ekim 1963'te Sakarya Nehri yakınlarında bulundu. Önce erkek öldürülmüş, kadın da tecavüz edildikten sonra öldürülmüş ve ayaklarına taş bağlanıp nehre atılmıştı. Kısa zamanda yakalanan ve suçlarını itiraf eden katiller, “Polatlı Canavarları” olarak anıldı ve 17 Nisan 1964’te idam edildiler. O dönemde de köşe yazarları bu olayların turizme vuracağı darbeden bahsetmişlerdi.

 

  • Norveçli Eileen Gullaksen’in cesedi İzmir Balçova Baraj Vadisi’nde 13 Nisan 1999’da bulundu. Romatizma tedavisi için kaplıcaya gelen Gullaksen ormanda yürüyüş yaparken tecavüze uğramış ve öldürülmüştü. Ailenin ısrarlı takibi, İl Jandarma Komutanlığının cinayeti çözmek için özel ekip kurması, bugüne kadar toplam 25 bine yakın kişiyi sorgulaması ve yüzlerce kıl ve kan örneği almasına rağmen katil ya da katiller halen bulunamadı.

         http://www.hurriyet.com.tr/gundem/13642835.asp

 

  • Pippa Bacca’nın tecavüz edilerek öldürülmesinden sonra, 5 Mayıs 2008 tarihinde üniversite öğrencisi iki Alman kadının Türkiye’deki otostop yolculuğundan ‘sağ salim’ çıkarak Bulgaristan’a geçmesi medya tarafından haber konusu yapıldı.

http://www.radikal.com.tr/turkiye/iki_alman_kiz_turkiyeyi_sag_salim_gecince_haber_oldu-853019

 

  • Münevver Karabulut’un cesedi, 3 Mart 2009’da İstanbul Etiler’de bir çöp konteynırında bulundu. Başı vücudundan kesilerek ayrılmıştı. Güçlü bir ailenin oğlu olan katil zanlısı Cem Garipoğlu’nun yakalanması için Karabulut ailesi ve destekçileri büyük bir mücadele vermek zorunda kaldı. Medyanın olaya büyük ilgi göstermesinin de sayesinde katil zanlısı 6 ay sonra teslim oldu. Suçu işlediğinde 17 yaşında olduğu için dava sonucunda 24 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah’ın “aile de kızına sahip çıksaymış” açıklaması büyük tepki topladı. Cem Garipoğlu 10 Ekim 2014’te kaldığı hapishanede kendisini, asarak öldürdü.

http://tr.wikipedia.org/wiki/Münevver_Karabulut_cinayeti

 

  • Güney Koreli Kyoungjin H., 12 Mart 2012’de bisiklet turu sırasında Kocaeli'de kamyonuna bindiği şoförün tecavüz girişimine maruz kaldı. Olay aynı kentte kamyon şoförünün tecavüz edip öldürdüğü Pippa Bacca'yı akıllara getirdi.

            http://www.radikal.com.tr/turkiye/2_pippa_bacca_vakasi_son_anda_onlendi-1081833

 

  • Gürcistan’dan Türkiye’ye gelen ve Karadeniz’i yürüyerek geçtikten sonra Ağustos 2013’te Çatalca’ya ulaşan Polonyalı gezi yazarı A.P., burada bir kişinin tecavüzüne uğradı. Jandarmanın 2 gün içinde yakaladığı saldırgan tutuklandı.

http://www.milliyet.com.tr/polonyali-yazara-catalca-da/gundem/detay/1751602/default.htm

 

  • ABD’li Sarai Sierra 12 Ocak 2013’te Türkiye'ye geldi. 22 Ocak'ta dönmesini bekleyen ailesi, Sierra’nın eve dönmemesi üzerine kayıp başvurusu yaptı. Başvurunun ardından başlatılan arama çalışması sonucu Sierra'nın cesedi, iki hafta sonra 2 Şubat'ta, Sarayburnu'ndaki sur kalıntılarının arasında bulundu. Sierra cinsel saldırıya uğramış, öldürülmüş ve gasp edilmişti. Katil zanlısı 17 Mart 2013’te Hatay’da yakalandı ve cinayeti işlediğini itiraf etti. 24 Haziran 2014’te görülen karar duruşmasında sanık "kasten adam öldürmek" suçundan müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Ayrıca, "cinsel saldırı" ve "hırsızlık" suçlarından da toplam 8 yıl 4 ay hapis cezası aldı. Haber basında İkinci Pippa Bacca Vakası olarak yer buldu.

         http://www.radikal.com.tr/turkiye/sarai_sierra_cinayetinde_karar-1198654

 

  • 11 Şubat 2015’te Mersin'in Tarsus ilçesinde bindiği minibüsün şoförünün cinsel saldırısına uğrayan ve öldürülen Özgecan Aslan'ın yakılmış cesedi 13 Şubat 2015 günü, suçu beraberindeki iki kişiyle işlediğini itiraf eden Suphi Altındöken’in jandarma ekiplerini olay yerine götürmesiyle bulundu. Olay tüm ülkede büyük yankı yarattı. Kadınların eylemleri ve dayanışma eylemleri günlerce sürdü. Sosyal medyada #sendeanlat etiketi altında binlerce kadın yaşadığı cinsel taciz ve şiddeti paylaştı. Fakat o günden bugüne, 31 Mart 2015’e, kadar en az 31 kadın cinayeti daha işlendi...

         http://bianet.org/konu/ozgecan-aslan

 

*Söz konusu olan kadınlara yönelik cinsel saldırı, tecavüz ve şiddet olduğunda bağlantılı olaylar listesi sonsuzluğa kadar uzayabilecek gibi görünüyordu. Ancak çok küçük bir kısmına bu sayfada yer veriyoruz. Eklemek, düzeltmek, hatırlatmak istedikleriniz için lütfen iletişime geçin. Birlikte kayıt tutalım, hatırlatalım, dönüştürelim.

 

Barış Gelinim Olur musun? projesi

Fotoğraflar thesanat.net adresinden alınmıştır.

Türkiye'den sanatçılar, Pippa Bacca’nın ölümünün 9’uncu yılında ‘Barış Gelinim Olur musun’ projesi kapsamında ‘Pippa’nın duvağını’ taktı.
https://thesanat.net/baris-gelinim-olurmusun/

REFERANSLAR

Alankuş, Sevda (haz.). 2012. Kadın Odaklı Habercilik. İstanbul: IPS İletişim Vakfı, 2. basım.

 

Altınay Ayşe Gül ve Arat Yeşim. 2008. Türkiye’de Kadına Yönelik Şiddet. Punto: İstanbul, 2. Baskı. (pdf olarak erişilebilir – 200 sayfa – alan araştırmasına dayalı genel şiddet panoraması)

 

Arslantürk, Mustafa. 2014. Türk Ceza Kanunu uygulamasında cinsel suçlar. Ankara: Seçkin Yayıncılık.

 

Erdoğan, Mehmet. 2011. Medyada Cinsiyete Dayalı Ayrımcılıkla Mücadelede Medya İzleme Grupları, Ankara, T.C. Başbakanlık Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü Yayını.

http://kadininstatusu.aile.gov.tr/data/542a8e0b369dc31550b3ac30/mehmet_erdogan_tez.pdf [erişim 30 Mart 2015]

 

Çelenk, Sevilay. 2010. “Kadınların Medyada Temsili ve Etik Sorunlar”. Televizyon Haberciliğinde Etik Sorunlar, Bülent Çaplı ve Hakan Tuncel (ed.), ss. 229-236, Ankara.

 

Gencel Bek, Mine ve Mutlu Binark. 2000. Medya ve Cinsiyetçilik.  Ankara Üniversitesi Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi ve KADER Eğitim Kitapçığı.

 

Doğanay, Ülkü ve İlkay Kara. 2011. Tecavüzün Münferit Bir Olay Olarak Çerçevelenmesi: Yazılı Basında Pippa Bacca Haberleri. İletişim Araştırmaları Dergisi, Cilt 9, Sayı 1-2, ss. 73-97.

http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/23/1860/19557.pdf [erişim 26 Mayıs 2015]

 

İnceoğlu, Yasemin. 2010. Dişillik, Güzellik ve Şiddet Sarmalında Kadın ve Bedeni. İstanbul: Ayrıntı Yayınları.

 

Mater Nadire ve İpek Çalışlar. 2012. “Medyada Durumu Tersine Çevirmek”, Kadın Odaklı Habercilik, 2. Basım, Sevda Alankuş (haz.), İstanbul, IPS İletişim Vakfı.

 

Monckton-Smith, Jane. 2010. Relating Rape and Murder: Narratives of Sex, Death and Gender. Great Britain: Palgrave Macmillan. Tecavüz cinayetlerinin toplum ve devlet tarafından algılanışı ve medyada ele alınışı üzerine yapılmış ayrıntılı bir çalışma.

 

Okay, Zafer. 2003. Hürriyet, Sabah, Cumhuriyet ve Yeni Şafak Gazeteleri Örnekleminde Türkiye'de Yazılı Basında Tecavüz Cinayetleri Sunumuna Dair bir Değerlendirme. Yüksek Lisans Tezi.

 

Parlak, Zafer. 2015?. Sosyal Medyada Yabancı Kadın Cinayetleri. Uşak Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi.

 

Saktanber, Ayşe. 1990. “Türkiye’de Medyada Kadın: Serbest Müsait Kadın veya İyi Eş Fedakâr Anne”, 1980’ler Türkiyesinde Kadın Bakış Açısı, Şirin Tekeli (der.), İstanbul, İletişim Yayınları.

 

Scully, Diana. 2014. Tecavüz: Cinsel Şiddeti Anlamak -Tutuklu Tecavüzcüler Üzerine Bir İnceleme. İstanbul: Metis Yayınları. 2. basım (ilk basım 1994)

 

Tanrıöver Uğur, Hülya. 2012. “Medyada Kadınların Temsil Biçimleri ve Kadın Hakları İhlalleri”, Kadın Odaklı Habercilik, 2. basım, Sevda Alankuş (haz.), İstanbul: IPS İletişim Vakfı.

KADINA YÖNELİK ERKEK ŞİDDETİ

Kadınları korunmaya muhtaç varlıklar olarak görmeye, kadın-erkek eşitliğine inanmamaya, erkeğin kadın üzerindeki gücünü-iktidarını-taciz/tecavüz etme hakkı olduğunu hissetmeye/hissettirmeye, erkek egemen ilişkileri masumlaştırmaya, tacizciyi/tecavüzcüyü/katili değil kadını sorgulamaya, devlet politikalarını, medyayı sorgulamamaya, bireyler ve toplum olarak devam ettikçe, kadına yönelik erkek şiddeti ve kadın cinayetleri de devam ediyor. Kadına yönelik erkek şiddetinin, kadın cinayetlerinin ortak noktalarını bunlar oluşturuyor, tüm erkek şiddeti, kadın cinayetleri birbiriyle bağlantılı, birbirinden ayrılamaz duruma geliyor. Aşağıdaki linklerden, son yıllardaki kadına yönelik erkek şiddetinin çetelesine ulaşabilirsiniz.

Bunun yanında, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ise 2014 yılında, Bakanlık Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü’nün yürütücülüğünde, Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü tarafından ilki 2008 yılında yapılan ‘Türkiye’de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması’ sonuçlarını kamuoyu ile paylaşmadı. Kararın nedeni ise “Çünkü soru almak istemiyoruz” şeklinde açıklandı.

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Verileri: http://kadincinayetlerinidurduracagiz.net/veriler/All

Bianet’in 2009’dan Günümüze Erkek Şiddeti Çetelesi: http://bianet.org/kadin/bianet/133354-bianet-siddet-taciz-tecavuz-cetelesi-tutuyor

Ölen Kadınlar için Dijital Anıt: http://anitsayac.com

 

ŞİDDETE UĞRARSAM NE YAPMALIYIM?

http://www.kadindayanismavakfi.org.tr/siddete-maruz-kaldiginda

https://www.morcati.org.tr/tr/ana-sayfa/8-mor-cati-kadin-siginagi-vakfi/3-siddete-ugradiginizda

http://bianet.org/kadin/insan-haklari/142761-siddete-ugrarsam-ne-yapmaliyim

http://bianet.org/kadin/kadin/101158-siddete-ugrarsaniz-arayin

http://issuu.com/kadincinayetlerinidurduracagiz/docs/brosur_site_24092013/44?e=0/6229709