MEDYA OKUMASI

İtalyan sanatçı ve aktivist Pippa Bacca, sanatçı arkadaşı Silvia Moro ile beraber "Barış Gelini" adlı projeleriyle, dünya barışı için yolculuğa başladı. 8 Mart 2008’de Milano’dan başladığı yolculuğunda, Kocaeli’nin Gebze ilçesine bağlı Tavşanlı köyü yakınlarında Ballıkayalar mevkiinde tecavüze uğradı ve ardından boğularak öldürüldü.

Türkiye ve dünya medyası Pippa Bacca tecavüz cinayetini nasıl gördü ve yorumladı?

 

İTALYA VE DÜNYA BASINI

İtalya ve dünya basını genel olarak cinayetin adli bir vaka olarak görüldüğünü aktardı. Ana-akım haberlerde Türk yetkililerin açıklamaları, Türk basınının haberleri verildi. Bacca’nın annesinin ve arkadaşı Moro’nun Türkiye ile ilgili yapıcı mesajlarına da yer verildi.  Yine ana-akım haberlerde İslamofobik yorumlara rastlanmıyor.

Pippa Bacca’yı ‘iyimserlikle’ suçlayanlar da var. Neden tek başına güvensiz bir ülkede otostop çektiğine dair eleştiriler almış. Bu hareketini çok iyimser ve naif buluyorlar. Fakat bu eleştiriler köşe yazıları ve sosyal tartışmalarda yaşanıyor ve eleştiriler Türkiye’den çok Pippa Bacca’nın kendisine yapılıyor.

NewYork Times gazetesi haberi “Cinayet, Türkiye ve İtalya’da Büyük Bir Üzüntü ve Öfkeyle Karşılandı” başlığıyla vermiş.  

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, İtalya Cumhurbaşkanı Giorgio Napolitano’yu arayarak Türkiye halkının derin üzüntüsünü iletti.

İstanbul’daki İtalya konsolosu Stefano Canzio yaptığı açıklamada şunları söyledi: Türkiye’de tepkiler çok güçlü ve bu tepkiler yalnızca sosyal medyada değil. Türkiye vatandaşları, İtalyan konsolosluğuna ve sanatçının ailesine sayısız başsağlığı mesajı gönderdi.

Bacca’nın otopsi raporu yayınlandıktan sonra, Bacca’nın ailesi ile İtalyan ve Türk devlet yetkilileri, sanatçının ölümünü muhtemelen akıl sağlığı yerinde olmayan biri tarafından gerçekleştiğini ve bu tip bir olayla hemen her yerde karşılaşılabileceğini vurguladı.

Pippa Bacca’nın annesi şunları söyledi: “Herhangi bir gazeteyi okursanız – insanlar yüksek sesle müzik dinledikleri için öldürülüyorlar ve kadınlar alt geçitlerde tecavüze uğruyor. Canavarlar yer yerde var. Bu Türkiye ya da İslamla ilgili bir sorun değil.

Moro şunları söyledi: Türkiye dahil her ülkede, öğrencisinden çiftçisine iş adamına kadar harika insanlarla otostop yolculuğu yaptık. Bazıları bize öğle yemeği teklifinde bulundu, bazıları neden bu şekilde giyindiğimizi bile sormadı.

 

Italy Magazine, haberi “Türk Liderler Kınadı” başlığıyla verdi.

Türk liderler bu hafta, ülkede otostopla gezerken tecavüze uğrayıp öldürülen İtalyan barış gelininin öldürülmesini kınadılar.

Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül İtalyan büyükelçiliğine gönderdiği mesajda başsağlığı dileklerini iletti.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin derin bir üzüntüye boğulduğunu ve bu vahşi cinayeti tanımlamak için doğru sözcükleri bulamadığını ifade etti.

Bacca’nın ölümü Türkiye basınında büyük yer buldu, sanatçının ölümünden duyulan korku ve utanç dile getirildi.

 

TÜRKİYE MEDYASI

Türkiye medyasının bir kısmında Pippa Bacca’nın “otostop” yapması ön plana çıkarılırken, bir kısım da yabancı bir turistin çıktığı dünya yolculuğu sırasında Türkiye’de tecavüze uğrayarak öldürülmesini “dünyaya rezil olma” olarak yorumladı.  

İnternet haber sitesi haber3.com, 14 Nisan 2008 tarihli haberinde, Zaman ve Cumhuriyet gazetelerinin, olaya İtalyan basının bakış açısı konusundaki zıt yaklaşımını ele aldı. Rezil Olduk mu, Olmadık mı? Barış eylemcisi Pippa Bacca ölümüyle ilgili İtalyan basını hangi gazete daha iyi anladı?” başlıklı haberinde site, iki gazetenin haberlerini yan yana verip karşılaştırdı.

Cumhuriyet Gazetesi haberinden parçalar:

İtalyan basını, barış eylemcisi Pippa Bacca’nın, otostop yaparken Gebze’de tecavüz edilip öldürülmesinin Türkler arasında yol açtığı utanca geniş yer verirken, bir yandan da sayfa düzeniyle Türkiye’nin Avrupa kültüründen ne kadar uzak olduğunu okurlarının bilinç altlarına işlemekten geri durmadı. İtalya’nın en yüksek tirajlı gazetesi Corriere della Sera, İspanya’da kadının toplum içindeki yükselişi haberi ile Türkiye’deki tecavüz-cinayet haberini yan yana bastı.

Türkiye’deki “utanç korosuna” aykırı düşen tek ses; İtalya’da çok sevilen ve büyük bir popülarite tabanına sahip olan Serra Yılmaz ‘dan geliyor.

“Corriere del la Sera” ya demeç veren Yılmaz özetle: “Bu utanç çığlıklarına doğrusu anlam veremiyorum ve katılmıyorum!” diyor: “Böyle bir olay maalesef dünyanın her yerinde olabilirdi. Olayın kahramanlarının illaki de bir Türk ve İtalyan olması gerekmiyordu. Fail ve kurbanın her ikisinin de ‘Türk’ ya da ‘İtalyan’ olduğu sıradan bir cinayet olayı olabilirdi bu. Bu nedenle şahsen ‘Türk olarak’ utanmam gerektiğine inanmıyorum...”

Rakip gazete “Repubblica” ile söyleşi yapan bir başka Türk sanatçısı Şükran Moral ‘in duruşu Serra Yılmaz’ınkinden tamamıyla farklı: “Ülkemi gayet tabii çok seviyorum ama maalesef Türkiye’de böyle şeyler olabilir!” diyor Moral: “Pippa’yı tanısaydım, kendisine bu yolcuğu yapmamasını salık verirdim. Pippa Türkiye’nin karanlık çehresiyle karşılaşmış ve bunu yaşamıyla ödemiştir. Türkiye’de kadın cinselliğinden korku duyan bir kadın düşmanlığı vardır...”

İtalyan sol entelektüellerin gazetesi “Manifesto” da haberi, Fatih Akın ‘ın “Duvara Karşı” filminin İtalyancadaki adı “Türk Gelin” başlığı ile vermiş...

Türk basınında kullanılan “İtalyan Gelin” başlıklarını başka deyişle, “Türk Gelin” başlığına çevirmiş.

ZAMAN Gazetesi haberinden parçalar:

İtalyan halkı Türkiye’yi suçlayıcı yaklaşımlara prim vermedi. Sanatçının ablası, “Bu cinayet dünyanın her yerinde olabilir.” derken, medya da, sağduyulu yayınlar yaptı. İtalyan basını, öldürülen sanatçının ailesinin yaklaşımlarını aktarırken, şu cümlelerin altını çizdi: “Büyükelçi, konsolos ve Türk polisi, olabilecek en iyi çalışmayı gösterdi. Türkiye’deki insanlar olağanüstü nazik.” Cinayet, Türkiye’yi de derinden sarstı. Dün Katar yolunda üzüntüsünü dile getiren Başbakan Tayyip Erdoğan, olayın Türkiye’nin imajına etkisi konusunda ise İtalyan sanatçının nişanlısına ve kız kardeşine teşekkür etti: “Dünya gerçeklerini gören insani yaklaşımları her türlü takdirin üstündedir.”

İtalyan basını dünyaya barış mesajı vermek için gelinlikle İtalya’dan yola çıkan ve otostop yaparak Kudüs’e gitmek isterken Gebze yakınlarında ölü bulunan Pippa Bacca’ya sayfalarında geniş yer ayırdı. Milanolu sanatçının Türkiye’de öldürülmesi haberine özellikle ülkenin en çok satan iki gazetesi İl Corriere della Sera ve La Repubblica ilgi gösterdi. Her iki gazete de olayı ilk sayfadan verirken haberde elim cinayetten dolayı Türkiye’yi veya Türkleri suçlayacak bir dil kullanmaktan kaçındı ve olayı sadece olduğu gibi anlatmakla yetindi. Her iki gazete ayrıca Türk basınının olayla ilgili attığı manşetleri sayfalarına taşırken Türkiye’nin vahşetten duyduğu üzüntüyü ön plana çıkardı. La Repubblica gazetesi ilk sayfada “Pippa Bacca’nın katili itiraf ediyor: Onu boğdum ve tecavüz ettim” başlığını kullanırken orta sayfada Türkiye’nin cinayetten dolayı şoke olduğunu yazdı.

Sabah gazetesinin ‘Pippa bizi affet’ şeklindeki manşetini fotoğrafla beraber okuyucularına duyuran gazete ‘Pippa onu öldüren canavar gibisine Milano metrosunda da rastlayabilirdi’ şeklinde bir haber-yoruma da yer verdi. Il Corriere della Sera gazetesi ise haberi ilk sayfadan “Pippa Bacca’nın katili itiraf etti: Tecavüz ettikten sonra boğdum” başlığıyla verirken Türk medyasının olaya geniş yer ayırdığını yazdı. Türk gazetelerinin olayla ilgili olarak ‘utanıyoruz’ şeklinde başlık attıklarını belirtten gazete, Pippa’nın cenazesinin pazartesi günü İtalya’ya gelebileceğini bildirdi. Il Tempo gazetesi ise haberi orta sayfalarda ‘Pippa Bacca savaş içinde yaşayan 11 ülkeye barış götürmek istiyordu’ başlığıyla verdi.

 

Olayın ayrıntılarının netleşmesinin ardından gazetelerin manşetleri şöyleydi*:

Yüzkarası (Akşam)

Ah güzel kızımız... Barışa gelin olacaktı (BirGün)

Siama Molto Addolarati - Acımız çok büyük (Milliyet)

Barışa Tecavüz (Posta)

Bu nasıl ülke böyle (Radikal)

Pippa Bizi Affet (Sabah)

Siamo Addolorati (Star)

Utan Türkiye (Takvim)

İşte Bu Sapık (Vatan)

Utandık (Yeni Şafak)

*http://www.duslersokagi.com/off-topic/t17432-baris-gonullusu-pippa-bacca-3.html

           

BirGün gazetesinden Ümit Alan, “su testisi su yolunda kırılır” diyen medyayı eleştiriyordu:

2008 yılında “Barış Gelini” projesi için Milano’dan Tel Aviv’e doğru yola çıkan İtalyan sanatçı Pippa Bacca, yolu Türkiye’den geçerken tecavüz edilerek öldürülmüştü. Medya, bu cinayetin ardından “kadın cinayetlerini” masaya yatırmak yerine “sapık katile” günlerce öfke kusarak reytingini şaha kaldırdı. Bir de bu olayın Türklere mal edilmemesi telaşı vardı. Hürriyet’in 13 Nisan 2008 tarihli “Türkler iyi insanlardır, kızım sapık kurbanı oldu” manşeti, her ne kadar Bacca’nın ailesinin bir beyanatına dayansa da, Türkiye medyasının bu konulardaki refleksinin bir özetiydi.

5Harfliler kadın sitesinde de Sarai Sierra cinayetinden sonra, "ya Pippa Bacca gibi olduysa, ya gene rezil olduysak" kaygısını eleştiren bir yazı yayınlandı:

SARAI SIERRA CINAYETI VE TÜRKİYE MEDYASI

Kayıp haberini burada da duyurduğumuz Sarai Sierra’nın cesedi bulundu. Öldürülmüş. Öldürmüşler gene. Bu konuya denecek fazla bir şey yok. Her gün içinde yaşadığımız mini cehenneme gelen misafir bir haftada yok olup toprağa gidince, denecek bir şey kalmıyor. Bir yandan misafirimiz geleneğimiz, göreneğimiz gereklerince tecavüze uğrarsa sansar gibi Facebook’undaki fotoğraflarından galeri yapıp tepesine de eşşek kadar reklam alıyoruz zaten. Sonra da şak af çıkartıp suçluları aramıza salıyoruz ki, galeri kuyularımız asla kurumasın.

Fakat rezilliklerin hepsinin üzerinden birden hızla geçmeyelim, birine odaklanalım ki iyice tadı çıksın. Sierra’nın İstanbul’da kaybolduğunu iki üç objektif haberden öğrendiğimizden hemen sonra haber sitelerini hemen bir “Ya Pippa Bacca gibi olduysa, ya gene rezil olduysak” kaygısı aldı.

Bu ani gelen “dünyaya kötü görünüyoruz” korkusunun arkasından 33 yaşında evli ve iki çocuk annesi Sierra’nın kadın başına neden yalnız gezdiğini, ülkemize tamam hoşgelmiş döviz bıraksın ama, gene de ÖYLE NE HALT ETTİĞİNİ sorgulamaya başladık.

“Hiç bilmediği ülkelere gidiş dönüş” = DEV MERAK KONUSU (Hurriyet.com.tr)

Sierra’nın Türkiye seyahati dahilinde ailesine haber vermeden Amsterdam ve Münih’e gittiği ortaya çıkınca, kamuoyunda tatlı bir rehavet yerleşmeye başladı bile. Haberlerin diline bir sinsi komşu şüpheciliği yapıştı. Kocasına haber vermeden neler neler yapmıştı, zaten amatör fotoğraf çekme bahanesi de tekin değildi. İnsanın aklına tabii hemen üç ihtimal geliyor: Bu kadın ya ahlaksız, ya ajan, ya da ikisi birden. Bunların doğru olduğu takdirde, ölmüş olsa dahi çok büyük problem değil.