“Davutpaşa, Ostim, İvedik, Van-Bayram Otel, Esenyurt, BEDAŞ, Sultanbeyli, Tuzla ve daha nicesinde... Bizler ‘iş kazaları’ olarak adlandırılan, ama bizim ısrarla ‘iş cinayetleri’ olduğunu vurguladığımız olaylarda hayatlarını kaybeden işçilerin yakınlarıyız. Her gün 5 ila 8 işçinin öldüğü, haberlere çok azının geçtiği topraklarda yaşıyoruz”

İş Cinayetleri Almanağı'na ailelerin not düştüğü bu tespit, medyanın iş cinayetleri karşısında aldığı tutumun da özeti şeklinde. Dünya Çalışma Örgütü'nün (ILO) 100 bin çalışan başına ölümlü iş kazalarına ilişkin istatistiklerine göre Türkiye’de kayıtlara geçen iş kazaları, sayısal olarak Avrupa’da birinci, dünyada da üçüncü sırada yer alıyor[1]. Bu çarpıcı duruma rağmen medyada, özellikle ana akım medyada iş cinayetlerinin, işçiler toplu şekilde öldüyse ele alındığı görülüyor. Medyada iş cinayeti haberlerinin temsili ve yoğunluğuna toplu bir şekilde bakıldığında, felaketi izleyen günleri takiben ilginin hızla bittiği, davaların dahi ajans haberlerine dayalı bir şekilde verildiği tespit ediliyor. Bu durum medyanın iş cinayetleri davalarına verilen önemi göstermesi bakımından önemli.

İş Cinayetinde Yakınlarını Kaybedenlerin Adalet Arayan Yakınlarıyla Dayanışma Grubu’nun 2008-2013 yılları arasında yaptığı söylem analizi çalışmasına göre, medya olanı eksik aktarıyor. Konuya ilişkin siyasilerin söylem ve açıklamaları ise medyada daha geniş yer alıyor. Çalışmada basına bilgi ulaştırılmasına rağmen haber yapılmadığı, yapıldığında ise bilgilerin yetkililer ve firmalar lehine saklandığı vurgulanıyor[2]. Grup tarafından yapılan çalışmada da ölümlerin belli rakamlar üzerine çıkmadığı durumlarda ya da adalet arayışının kamuoyu yaratmadığı hallerde haber yapılmadığı tespit edilmiş.

31 Ocak 2008 yılında Davutpaşa'da meydana gelen 21 kişinin yaşamını yitirdiği Davutpaşa Patlaması'na ilişkin yapılan haberlerde de benzer bir tablo var. 'Davutpaşa Patlaması', 'Davutpaşa Davası', 'Davutpaşa' ve 'vicdan nöbeti' anahtar kelimeleri ile yapılan taramalarda patlamayı izleyen günlerde habere yer verilmesine rağmen devamında ilginin hızla azaldığı görülebilir. Arama sonuçlarına göre haber sitelerinin yıllara göre, Davutpaşa patlamasına ilişkin yaptıkları haber sayıları tablodaki gibi[3];

 

2008200920102011201220132014
(Aileler dava açılması için eylemlere başladı)(ilk duruşma görüldü)(Karar duruşmasının görüldüğü yıl)
hurriyet.com.tr4012102
sabah.com.tr6301101
radikal.com.trVeriye ulaşılamadı511504
evrensel.netVeriye ulaşılamadı1Veriye ulaşılamadıVeriye ulaşılamadıVeriye ulaşılamadıVeriye ulaşılamadı7

Ana akım medyada haber başlıklarında 'ihmal' vurgusu öne çıkarken, ana akım dışında kalan sitelerin haber başlığı olarak yöneticileri sorumlu gösteren başlıklar tercih ettiği görülüyor. 2008-2015 yılları arasında hurriyet.com.tr, sabah.com.tr, radikal.com.tr ve evrensel.net sitelerinde yapılan taramalarda haberin takibi konusunda da ciddi farklılıklar gözlemleniyor.

Hürriyet gazetesinin internet sitesi hurriyet.com.tr alanında ve google üzerinden yapılan sorgulamalara göre patlamadan sonra sadece 4 haber girildiği görülüyor. Haberlerde başlık olarak durum tespiti başlıkları kullanılırken, İBB Başkanı Kadir Topbaş’ın "İmalathane kaçak. Vatandaş ihbarda etmezse nereden bilelim" sözleri ile dönemin İstanbul Valisi Muammer Güler'in "Burası kaçak bir yer ve maalesef zaman zaman böyle kaçaklar olabiliyor" sözlerinin sadece ara başlık ile verildiği göze çarpıyor. Patlamaya ilişkin hazırlanan iddianame DHA'nın geçtiği haber üzerinden "Davutpaşa faciasında belediyecilere 18 yıl talebi" başlığı ile sunulurken, hurriyet.com.tr 2010 yılında sadece davanın ilk duruşmasının haberini veriyor. Ailelerin davanın başlaması ve bütün sorumluların yargılanması talebiyle yaptığı açıklamaların haberine yer verilmediği görülürken, davanın ilk duruşması “Davutpaşa'daki patlama davası” yorumsuz başlığı ile aktarılıyor. Gazetenin karar duruşmasında da haberi ajanstan alarak, yine "Davutpaşa'daki patlama davası" başlığı ile vermesi dikkat çekiyor. Haberde ailelerin yaptıkları basın açıklamasına yer verilirken, ailelerin açıklamalarının iddia olarak yansıtılıyor. Sabah gazetesinin internet sitesi sabah.com.tr'nin  haberlerinde de 'ihmal' vurgusunun öne çıktığı, ancak ihmalin kimler tarafından gerçekleştirildiğine işaret edilmediği görülüyor. Sabah.com.tr’de sadece iddianame ve dava haberlerine yer veriliyor.

radikal.com.tr internet sitesi ise patlamanın yanı sıra insan öykülerine ve ailelerin yaşadıkları mağduriyete dair haberlere ağırlık veriyor. Hürriyet ve Sabah'a nazaran daha fazla habere yer veren sitede 'iş kazaları' yerine 'iş cinayetleri' kavramının tercih edildiği dikkat çekiyor. Ailelerin başlattığı adalet talepli eylemlerin haberlerine yer veren gazete, davaları da kendi muhabirinin haberleri ile takip etmiş. Gazete, dönemin Zeytinburnu Belediyesi Başkanı Murat Aydın'ın hastalık bahanesiyle duruşmaya katılmamasına ilişkin skandalı “'Mahkemede aranırken Instagram'da çıktı!” başlığı ile kamuoyuna duyurmuş. Haber metninde denetimden sorumlu yetkililerin yargılanmamasına işaret edilerek “davanın ilk ‘yetkili’ ismi, ‘sağlık’ nedeniyle duruşmaya katılmadı” ifadesi tırnak içinde verilerek eleştirel bir vurgu yapılmış.

Genelde emek hareketine ilişkin haberleri vermesi ile bilinen Evrensel gazetesinin internet sitesi evrensel.net üzerinde yapılan aramalarda, geçmiş tarihe ilişkin haberlere ulaşılamadı. 2014 yılında karar duruşması ve ailelerin başlattıkları eylemlere ilişkin haberlerde ise 'sorumluların yargılanmadığı', ailelerin adalet taleplerinin karşılığını bulmadığı eleştirileri yapılmış.    

[1] http://www.gazetevatan.com/turkiye-nin-olum-ve-yasam-siralamasi-belli-oldu-676354-yasam/ [Erişim: 31 Ocak 2015]

[2] http://iscinayetleriniunutma.org/?p=239 [Erişim: 31 Ocak 2015]

[3] Site arşivlerine ulaşmada yaşanan sorunlar nedeniyle rakamlar gerçeği yansıtmayabilir.