ÜMRANİYE CEZAEVİ: 4 ÖLÜ 40’TAN FAZLA YARALI VE METİN GÖKTEPE

12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından cezaevlerine yönelik gerçekleştirilen operasyonlarla başlayan, 1995’teki Milli Güvenlik Kurulu kararlarıyla devam eden süreçte bir çok tutuklu, operasyonlar ve ölüm oruçları nedeniyle hayatını kaybetti. 

18 Eylül 1995’teki İzmir Buca Cezaevi operasyonundan 3 ay kadar sonra, İstanbul Ümraniye Cezaevi’nde bulunan siyasi tutuklular, görüş haklarının engellenmesini protesto etmeye başladı. Bunun üzerine, 13 Aralık 1995 günü, polis ve jandarmanın düzenlediği operasyonda 4’ü ağır, 70’den fazla tutuklu yaralandı. Ardından tutuklular ve cezaevi idaresi arasındaki gerginlik artarak devam etti.

 

Yetkililer hakkında başlatılan soruşturmada takipsizlik 

4 Ocak 1996 sabahı, askerlerin koğuşlara yönelik operasyonunda dövülen Abdülmecid Seçkin, Orhan Özen, Rıza Boybaş, Gültekin Beyhan hayatını kaybederken, 40 tutuklu da yaralandı. Operasyonun ardından 20 infaz koruma memuru açığa alındı, ancak yetkililer hakkında başlatılan soruşturma takipsizlikle sonuçlandı. Dönemin Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürü Zeki Güngör’ün açıklaması ise "askerler aşırıya kaçtı" oldu. 

 

AİHM, ‘Devletin sorumluğunu yok’ dedi 

umraniyesaldiri

 

Savcılığın takipsizlik kararına karşı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuru yapıldı. Mahkeme, söz konusu ölümlerle ilgili olarak devletin sorumluluğu bulunmadığına, fakat soruşturmaların, bağımsız organlar tarafından ve sorumluların tespit edilerek cezalandırılmasını sağlayacak biçimde yürütülmediğine hükmetti.

 

Cenazede gözaltı ve işkence: Metin Göktepe öldürüldü 

Hayatını kaybeden tutukluların 8 Ocak 1996’da Alibeyköy’deki cenaze töreninde gözaltına alınan ve Eyüp Kapalı Spor Salonu’na getirilen yüzlerce kişinin arasında, Evrensel gazetesi muhabiri Metin Göktepe de bulunuyordu. Cenazeyi takip eden Göktepe, polisler tarafından dövülerek öldürüldü, bir gün sonra spor salonunun yakınlarında ölü olarak bulundu.