BAĞLANTILI OLAYLAR

Yakmak, yanmasına, yakılmasına göz yummak, Türkiye’de bir çok kez ve birbirinden çok farklı mecralarda tekrarlanan bir pratik. Göz dağı verme, terk etmeye zorlama, el koyma, rant yaratma, sosyal-kültürel belleği yok etme, hınç alma yöntemi olarak devlet dahil tüm aktörler tarafından sıklıkla başvurulan bir “yöntem”.

Orman yakıp karlı inşaat alanları açmak; köyleri, tarlaları yakıp nüfusu göçe zorlamak; kitapları, arşivleri yakıp hafızayı silmek; insan yakmak, ev yakmak, dükkan yakmak, yağmalamak, yananı söndürmemek ve bazen de söndürememek bütün bunlar aslında hep aynı zihniyetin farklı tahayyülleri. Küller üzerine kurulu bir tarih var. Bu tarihin bağlantılı olaylarından bir kesit hazırladık:

 

  • 1914-1918 yılları arasında Hristiyan mahallelerinde ya da Hristiyan nüfusun yoğun olarak yaşadığı mahallelerde kasıtlı olarak çıkarıldığı düşünülen yangınların bir listesini sayfanın en sonundaki kutucukta bulabilirsiniz.

   fotoğraflar: 1918 Cibali-Fatih Yangını, İstanbul.

 

  • 13 Ağustos 1922 Sovyet Elçiliği Yangını ya da Kurşunlu Camii Yangını, Ankara.

 

  • 5 Eylül 1922 Manisa Yangını. Yangında Manisa’nın %90’ı zarar görmüş, binlerce insan ölmüştür. Yangının, Kurtuluş Savaşı esnasında geri çekilen Yunan ordusunun milisleri tarafından çıkartıldığı iddiaları kuvvetlidir. Yangın esnasında bir çok insanın da vurularak öldürüldüğü aktarılmaktadır.  

 

  • 13-18 Eylül 1922 İzmir Yangını. 9 Eylül 1922 tarihinde İzmir’de Yunan ordusunun yenilgiye uğratılmasının hemen ardından savaşın yıkıcılığına tüm şehri saran büyük yangının yıkıcılığı eklenir. 4 gün süren yangınla eş zamanlı olarak Büyük Millet Meclisi’nde tartışılan “terk edilmiş mallara hazine adına el konulması” önergesi, yangından sonra şehrin yaşayacaklarının habercisidir. Yangının nedenlerini araştırma konusunda dönemin tüm otoriteleri sessiz kalmıştır ve 1936’ya kadar yanan bölge olduğu gibi kalacaktır. Aslında 1925 Tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla “gayrimüslim” mallarının hayır kurumlarına ve özel idarelere devri yasalaşmıştır. Yangın sonucu kül olan bölgenin akıbeti yıllarca tartışmalara konu olur. Bu alanda İzmir’in simgesi olan Fuar alanı da vardır. Diğer kesimler yavaş yavaş garaj, restoran işletmeleri tarafından kullanılmaya başlanır.  amaçlarla kullanılır. 16 yıl boyunca yanmış haliyle duran alana İzmirliler “utanç çukuru” adını vermiştir. İzmir yangının bilançosuyla ve yangını başlatanlarla ilgili çelişkili bilgi ve veriler bulunsa da; yaklaşık 2,6 milyon metrekarelik bir alan, 25 bin ev, iş yeri, kilise, hastane, fabrika, depo, otel ve lokantanın yok olduğu belirtilmektedir. Ayrıca, Türk ordularının önünden İzmir’e doğru sürülen Rum ve Ermeni sayısının İzmir’de yaşayanlarla birlikte 500 bine yakın olduğu, bunların ancak 320 bininin gemilerle tahliye edilebildiği, geri kalan 180 bin kişinin yangın sırasında çeşitli biçimlerde yaşamını yitirdiği iddia edilmektedir. ABD Büyükelçilik kaynaklarına göre de yangında ölenlerin sayısı 100 bin civarındadır.  
fotoğraf: 1922 İzmir Yangını. 

fotoğraf: 1922 İzmir Yangını. 

 

  • 30 Ocak 1923 Mübadele Sözleşmesi. Lozan’daki toplantıların sona ermesinden yaklaşık bir yıl sonra, Yunanistan ve Türkiye arasında Mübadele Anlaşması imzalanmış ve Türkiye’de yaşayan Rumlar ile Yunanistan’da yaşayan Türklerin yer değiştirmesine karar verilmiştir. Türkiye’de İstanbul ile Gökçeada ve Bozcaada'da oturan Rumlar ile Yunanistan’da Batı Trakya’da yaşayan Türkler mübadeleden muaf tutulmuşlardır. Yaklaşık 700 bin kişi göçmen/mülteci konumuna düşmüştür. Yunanistan’la, Balkan Savaşları ile başlayan ve 1920-1922 yılları arasında devam eden savaşın, yersiz yurtsuz bıraktığı 1 milyondan fazla insanın göçmen statüsü de eklenince, toplam 1 milyon 700 bin kişi ülke değiştirmek zorunda kalmış, savaşın yarım bıraktığı demografik homojenleştirme “barışçıl” bir şekilde tamamlanmıştır. Mübadelenin tamamlanabilmesi neredeyse 10 yıllık bir zaman almış, süreç içinde taşınır ve taşınmaz birçok mülk yağmalanmıştır.

 

  • 13 Ocak 1928 Vatandaş Türkçe Konuş Kampanyası. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğrenci Topluluğu'nun 13 Ocak 1928'deki yıllık kongrelerinde aldığı bir karar üzerine, kamusal mekanda herkesin Türkçe konuşmasını tavsiye eden tabela ve afişlerin asılması, okullarda konferanslar verilmesi gibi fikirler etrafında başlamıştı. Uygulamada ise yabancı dilde gazete okuyanların gazetelerinin yırtılması, Türkçe konuşmayanlara müdahale edenlerin çıkarttıkları kavgalar, "Vatandaş Türkçe Konuş” flamalarını yırtanların göz altına alınması ve insanların birbirini tehdit unsuru olarak görmesini derinleştiren bir ayrımcılık maratonuna dönüştü. 

 

  • 22 Ocak 1929 Beyoğlu Tatavla - Kurtuluş Yangını.

 

  • 18-19 Temmuz 1929 Ankara Tahtakale Yangını. 20 Temmuz 1929 tarihli Cumhuriyet Gazetesi'nin haberine göre, gece yarısında Tahtakale'de yer alan bir kereste deposunda çıkan yangında 100 ev, 500 dükkan, 5 han, 2 fırın, 1 cami ve 1 hamam yandı. Bir kişi hayatını kaybetti, onlarca kişi ağır yaralandı. Yangın sonrasında yüzlerce kişi evsiz kaldı. Dönemin cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk hem yangın gecesinde hem de sonraki günlerde söndürme çalışmalarını yakından takip etti.
fotoğraf: 1929 Tahtakale Yangını, Ankara (kaynak: VEKAM)

fotoğraf: 1929 Tahtakale Yangını, Ankara (kaynak: VEKAM)

22 Temmuz 1929 Aksam Gazetesi

 

  • 3 Aralık 1933 Sultanahmet Adliyesi Yangını.

 

  • 1934 Trakya Olayları. 28 Haziran ila 4 Temmuz 1934 tarihleri arasında Çanakkale, Keşan, Uzunköprü, Kırklareli, Lüleburgaz, Babaeski ve Edirne'de yaşayan Yahudilere yönelik bir pogrom yapıldı. Saldırılar tüm şehirlerde aynı zamanda başladı, Çanakkale ve Keşan'da yaşayan 30 ila 40 Yahudi ailesi şehri 24 saat içinde terk etmeye zorlandı. Yahudi aileler, bu yüzden buralardan apar topar kaçtılar. Uzunköprülü Yahudiler saldırganlardan ancak üç günlük bir ek süre temin ettiler ve bu üç gün içinde ellerindeki taşınır ve taşınmaz malları satmaya çalıştılar. Kırklareli'nde Yahudiler bıçaklandılar ve dövüldüler. Saldırganlar Kırklareli hahamını öldürdüler. Yağmacılar bazı kadınların yüzüklerini almak için parmaklarını dahi kestiler, bir çok kadına tecavüz ettiler. Edirne'de ise resmi makamlar, Edirne mezbahasında hahamlar nezaretinde dini kurallara uygun yapılmakta olan et kesimini yasakladılar. Yahudi işçilerin işlerine gitmelerini önlediler. Yahudi tüccar ve esnafa ait iş yerlerini boykot ettiler. Paniğe kapılan Yahudiler bu durumu valiye şikâyet ettiler. Vali kendilerine bu davranışlarda olağanüstü bir durum olmadığını, Edirne halkının Yahudilerin Edirne'den ayrılmalarını istediğini ve dolayısıyla Yahudilerin kenti terk etmelerinin daha doğru olacağını söyledi. 

 

  • 22 Nisan 1941 Yirmi Kur’a* İhtiyatlar Olayı - Nafıa Askerleri. 2.Dünya Savaşı sırasında, 10 Nisan 1941’de yayınlanan resmi seferberlik ilanının ardından,  özel bir kanunla askere alınan gayrimüslim erkeklere silah verilmeyip, aileleri ile görüşmeleri yasaklanıp; yol, köprü yapımı gibi bayındırlık işlerinde amele olarak çalıştırılmaları olayıdır. Askerlerin büyük çoğunluğu 27 Temmuz 1942’de terhis edilmiştir. *20 Kur'a: "Tanzimat sonrası askerlik işlerinde kullanılan bir usûl olup, bir yılın doğumluları arasında, ad çekilerek, adına K yazılı kağıt çeken çekilen asker"dir.
fotoğraf: Nafıa Askerleri

fotoğraf: Nafıa Askerleri

 

  • 11 Kasım 1942 Varlık Vergisi. Tek parti döneminde Şükrü Saraçoğlu hükümetinin ilk icraatı olarak TBMM’de kabul edilen kanunda, ‘gayrimüslim’ ve ‘müslüman’ gibi ayrımlar yoktu. Ancak İstanbul Defterdarı Fail Ökte, uygulamada, vergi mükelleflerinin Maliye Bakanlığı’nca belirlenen dört grubu baz alındığını belirtmektedir: M grubu (Müslümanlar) takdir edilen matrahın (vergiye esas alınan miktarın) yüzde 12,5'ini; G grubu (gayrimüslimler) yüzde 50'sini; D grubu (dönmeler) yüzde 25'ini; E grubu (ecnebiler) yüzde 12,5'ini ödemekle yükümlüydü. Çiftçiler de yüzde 5’ini ödeyeceklerdi. Vergi mükelleflerinin isimleri ve miktarlarının ilan edilmesi, en fazla bir ay ile sınırlandırılmış ödeme süresi, bu süre içinde borçlarını ödeyemeyenlerin mallarının icra yolu ile satışa çıkarılacak oluşu ve borçlarını ödeyemeyen mükelleflerin bedenen çalışarak ödetmek için çalışma kamplarına gönderilmesi, bu kanunun ayrımcılık temelli iktisadi politikanın bir parçası olduğunu işaret etmekteydi

 

  • 6-7 Eylül 1955 Olayları. 6 Eylül günü İstanbul’da yaşayan Rum yurttaşlara yönelik saldırılar sırasında çıkartılan yangınlarda gayrimüslimlere ait evler, iş yerleri, okullar ve ibadet yerleri yakılmış, yıkılmış ve yağmalanmıştır. Mahkeme kayıtlarına göre 4.214 ev, 1004 iş yeri, 73 kilise, 1 sinagog, 2 manastır ve 26 okul saldırıya uğramış, 11 kişi hayatını kaybetmiş, yüzlerce kişi yaralanmış ve tecavüze uğramıştır. Ölü sayısının az olması, saldırgan grupların bu yönde talimat almasına bağlanmaktadır. Saldırılar, Kıbrıs konusunun gündemde olduğu 1955 yılında, Selanik’te Atatürk’ün evinin Yunanlılar tarafından bombalandığı haberi üzerine Kıbrıs Türktür Cemiyeti’nin ön ayak olduğu bir galeyana getirme girişimi ile başlamış ve başka illere de sıçrayarak, Cumhuriyet döneminde yaşanan en büyük yağma ve yıkıma dönüşmüş, olaylar üzerine İstanbul'da sıkıyönetim ilan edilmiştir. Yaşananlar sonrasında birçok Rum, Ermeni ve Yahudi Türkiye’den göç etmiştir. Olaylarla ilgili kapsamlı bilgi ve tanıklıklar için BABİL Derneği’nin çalışması: http://6-7eylul.babilder.org/

fotoğraf: 6-7 Eylül 1955 Olayları (Kaynak:   http://6-7eylul.babilder.org )

fotoğraf: 6-7 Eylül 1955 Olayları (Kaynak: http://6-7eylul.babilder.org)

 

  • 16 Mart 1964, İstanbul Rumlarının Sürgün Edilmesi. Kıbrıs konusunda Yunanistan’la gerginleşen siyasi hava nedeniyle Yunanistan pasaportu da olan 13 bin Türkiye vatandaşı Rum hakkında gizli bir kararname ile sürgün kararı çıkartıldı. Ülkeyi terk etmek için 48 saat ile 10 gün arasında vakit verilen Rum yurttaşların yanlarında 20 kilodan fazla yük ve 20 dolardan fazla para almaları yasaklanmış, 6 ay sonra da banka hesapları bloke edilmiş, gayrimenkullerine el konulmuştur. Hakkında sınır dışı edilme kararı çıkartılan 13 bin kişinin eşleri, çocukları, akrabaları da bu zorunlu göçe dahil olunca 45 bin Rum ülkeyi terk etti. BABİL Derneği’nin olayla ilgili kapsamlı çalışması için: http://1964.babilder.org/

fotoğraf: 1964 Yunanistan Sürgünü Rumlar (Kaynak:   http://1964.babilder.org/ )

fotoğraf: 1964 Yunanistan Sürgünü Rumlar (Kaynak: http://1964.babilder.org/)

Yunan uyruğuna sahip Türk vatandaşlarının mülklerine el konulması- 16 Eylül  1964 tarihli gizli kararname

Yunan uyruğuna sahip Türk vatandaşlarının mülklerine el konulması- 16 Eylül 1964 tarihli gizli kararname

  • 12 Mayıs 1978 YIBA Çarşısı YangınıAnkara Ulus’taki YIBA Çarşısı’nda bir dükkandaki gaz lambası sebebiyle başlayan yangın, Ankara İtfaiyesinin yetersizliği nedeniyle çok sayıda kişinin can vermesi ile akıllarda yer etti. 49 kişinin öldüğü, 100’den fazla insanın yaralandığı yangında itfaiyenin merdivenlerinin kırılması ve insanların atlaması için gerilen brandanın yırtılmasıyla yere çakılıp ölenler, korkunç bir tablo oluşturdu, insanlar itfaiyeyi taşladı. Hayatını kaybedenlerin çoğu Çarşı binasının üst katındaki meslek lisesinin öğrencileriydi. 

   1978 YIBA Çarşısı Yangını, Ulus, Ankara.

 

1978 YIBA Çarşısı Yangını, Ulus, Ankara.


  • 23 Mart 1979 Muğla Çetibeli Yangını. Türkiye, en büyük orman yangınını 23 Mart 1979 tarihinde Muğla'nın Marmaris ilçesi Çetibeli köyünde yaşamıştı. Çıkış sebebi bilinmeyen yangında 13 bin 260 hektar orman alevlere kurban gitmişti.


  • 13 Aralık 1978 Merkez Bankası Yangını. Merkez Bankası’nın arşiv deposunda bilinmeyen bir sebepten çıkan yangın sonucu tüm evraklar yandı.


  • 29 Mayıs 1993 Solingen Yangını. Almanya’nın Solingen şehrinde neo-nazilerin evlerini kundakladıkları Türk ailenin beş bireyi hayatını kaybetmiştir. Olayın gerçekleştiği ev müzeleştirilmiştir. Kundaklamanın faili 4 aşırı sağcı Alman genç yargılanmış ve 10 ila 15 yıl arasında değişen cezalara çarptırılmışlardır.
fotoğraf: 1933 Solingen Yangını

fotoğraf: 1933 Solingen Yangını

 

  • 1990’lar ve Köy Yakmalar/Boşaltmalar. Kürt meselesine dair çatışmaların gitgide derinleştiği 90’lı yıllarda, devlet güçlerinin kırsal kesimde yaşayan köylülere yönelik kötü muamele ve işkenceleri belgelenmiş ve Türkiye Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından defalarca yüklü tazminat cezalarına çarptırılmıştır. 1984-2009 yılları arasında ülkenin doğu ve güneydoğu bölgesinde 3500 köyün zorla boşaltıldığı ve/veya yakıldığı tespit edilmiştir. Köylüleri; evleri, tarlaları, hayvanlarını, gündelik yaşamlarını ve kültürel kökenlerini geride bırakmaya zorlamak için köy yakmak sıklıkla başvurulan bir yöntem olmuştur.

     

fotoğraf: yakılan bir köy

fotoğraf: yakılan bir köy

 

  • 2 Temmuz 1993 Sivas Madımak Katliamı. Sivas’taki Madımak Oteli’nde düzenlenen Pir Sultan Abdal Şenliği sırasında otelin önünde toplanan yüzlerce insan tarafından otel ateşe verildi. İçinde otel görevlilerinin ve sanatçıların da olduğu 35 kişi hayatını kaybetti. Güvenlik güçleri olaya saatler sonra müdahale etti. Şenliğin katılımcılarından Aziz Nesin yangından kurtulduktan hemen sonra linç girişimine uğradı. 7 yıl süren yargılamalar sırasında idam cezasının kaldırılması ile cezaları ağırlaştırılmış müebbete çevrilen 33 sanıktan 8’i firar etti. Firar edenlerden 5’i hakkında 2012’de verilen zamanaşımı kararı çokça eleştirildi.

 

  • 25-27 Ağustos 2000 Sayıştay Yangını. Sayıştay’ın Ankara’da Eskişehir Yolu üzerindeki yeni binasının arşiv kısmında çıkan yangın tam anlamıyla 4 günde söndürülebildi. 10 yıl saklanması gereken dokümanlar yangında kül oldu. Dönemin Sayıştay Genel Sekreteri Hasan Baş, yanan evrakların denetimden geçmiş evraklar olduğunu ve kıymetli olmadıklarını açıkladı. Ankara Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi’ne yangını söndürmekte gecikilmesi üzerine açılan dava ise 2008 yılında zaman aşımına uğradı.

 

  • 2 Temmuz 2002 Naime Sultan Yalısı Yangını. Ortaköy Gaziosmanpaşa İlköğretim Okulu’nun tarihi binasında (nam-ı diğer Naime Sultan Yalısı’nda) çıkan yangın, okulun Reina isimli popüler eğlence mekanına komşu olması ve yangının hemen öncesinde bahçesinin otopark olarak kullanılması konusunda çıkan anlaşmazlık ve şikayet nedeniyle rant yangınları kategorisinde değerlendiriliyordu. Nitekim bina, İstanbul İl Özel İdaresi tarafından 2009 yılında, otel olarak kullanılmak üzere 25 yıllığına kiraya verildi.
   2002 Naime Sultan Yalısı/Gaziosmanpaşa İlköğretim Okulu Yangını

 

2002 Naime Sultan Yalısı/Gaziosmanpaşa İlköğretim Okulu Yangını

  • 31 Temmuz 2008 Antalya Manavgat Yangını. Antalya'nın Manavgat ilçesi Karabük köyü yakınlarında çıkan yangında 4 bin hektarlık kızılçam alanı kül oldu. Yangın esnasında 3 köy boşaltıldı, 2 mahalle yandı, hayvanlar telef oldu. Orman Genel Müdürlüğü verilerine göre, Antalya'daki yangın, 1979 yılından beri gerçekleşen en büyük orman yangını olarak kayıtlara geçti.

  • 28 Kasım 2010 Haydarpaşa Garı Yangını. Yangında, tarihi yapının çatısı tamamen yanarak zarar gördü. Yangının, tarihi binanın otel yapılması konusundaki belediye planlarının gerçekleşmesine hizmet ettiği ve dolayısıyla kasıtlı olarak çıkartıldığına dair bir çok iddia dile getirildi.  
   2010 Haydarpaşa Garı Yangını

 

2010 Haydarpaşa Garı Yangını

 

  • 25 Aralık 2012 Ankara Ticaret Odası Arşivi Yangını . ATO binasında mükellef işlemlerinin yürütüldüğü bölümde çıkan yangın nedeniyle 80 yıllık arşiv kullanılamaz hale geldi. Can kaybının yaşanmadığı yangında arşiv bölümünde ATO’ya üye olan 150 bin esnafın mali ve ticari sicil kayıtlarının tamamına yakını yandı. Arşivin yüzde 70'i dijitale yedeklendiği için kurtarılabildi. Yangının arşiv bölümünde çıkmış olması sabotaj iddialarını gündeme getirdi ancak ATO yangının elektrik kontağından çıktığını düşündüklerini açıkladı.

 

  • 17 Ağustos 2014 Göçmenlerin Mülklerinin Yakılması. Ankara İsmet Paşa Mahallesi’nde Suriyeli göçmen ailelerin kaldığı 3 evde art arda yangınlar çıktı. Yangınların ülke genelinde Suriyeli göçmen ve sığınmacılara yönelik saldırıların yoğunlaştığı bir dönemde çıkması kundaklama sonucu olduklarını düşündürttü. 

 

  • 12 Aralık 2014 Dünya Ticaret Merkezi Yangını. İstanbul Yeşilköy’de bulunan Dünya Ticaret Merkezi’nin 6 ve 7. katlarında yangın çıktı. Bilgi Teknolojileri Kurumu’nun arşivi yandı. Yanan kısımda önemli davaların ve yürütülen soruşturmaların teknik takip dökümleri ve dijital kayıtlarının tutulduğu belirtildi. Sabotaj ihtimali dile getirildi. 

 

  • 21 Ağustos 2015 Yırca Zeytinlik Yangını. Manisa’nın Soma ilçesi Yırca Mahallesi’nde 6.000 zeytin ağacını termik santral inşaatı için kesen Kolin İnşaat’ın kesim yaptığı alanda yangın çıktı. Yangında sivil toplum kuruluşları ve gönüllüler tarafından kesilen ağaçlar yerine dikilen yeni zeytin fidanlarının bir kısmı yandı.

 

  • 29 Ağustos 2015 Bursa Orman Yangını. Bursa’da Osmangazi ilçesi ile Mudanya arasında 50 hektardan (500.000 metrekare) büyük alandaki fıstık çamı ormanı kül oldu. Yangının 3-4 ayrı noktadan başlamış olması rant amacıyla yangın çıkartıldığı iddialarını güçlendiriyor. Jandarma ve polisin soruşturması sürüyor.

     

 

 2015, Osmangazi-Mudanya Orman Yangını, Bursa

 

  • 10 Eylül 2015 Tuzla Piyade Okulu Yangını. İstanbul’un en değerli arazilerinden Tuzla Piyade Okulu’nda 15 gün içerisinde üç yangın çıktı. Tuzla Belediye Başkanı Şadi Yazıcı öncesinde yaptığı açıklamada “Piyade okulu Burdur’a taşınacak, arazisine 300 bin konutlu yeni bir şehir inşa edilecek” demişti. 

 

  • 2015 Halkların Demokratik Partisi (HDP) Binalarına Yönelik Yakma GirişimleriHalkların Demokratik Partisi ve yangınlar. 7 Haziran 2015 seçimlerinden birkaç ay önce oluşturulan haritada, çoğunluğu yakma girişimi ile ve çıkan yangınlarla sonuçlanan saldırıların çetelesi tutuluyor.https://www.google.com/maps/d/u/0/viewer?mid=z-Sr_YwM2DWI.kfMAqYGz3Uegm

1914-1918 yılları arasında Hristiyan mahallelerinde ya da Hristiyan nüfusun yoğun olarak yaşadığı mahallelerde kasıtlı olarak çıkarıldığı düşünülen yangınlar: 

  • 12 Mart 1914 ve 21 Temmuz 1915 Amasya. Özellikle 21 Temmuz 1915 tarihli ikinci yangının tehcir sonrası boşalmış haldeki Ermeni evlerinin bulunduğu mahallelerde gerçekleştiği bilinmektedir.

  • 3 Mayıs 1914 Kastamonu. Yangın Kastamonu’nun büyük gayrimüslim mahallelerinden olan Cebrail Mahallesi’nde çıkmıştır. Ermeniler o dönemde tehcir edilmemiştir ve yoğun olarak Kevser Mahallesi’nde yaşamaktadırlar.

  • Mayıs 1914 ve Ocak 1916 Tokat. 1914’teki ilk yangında Çarşı’nın büyük bir kısmı ve kent merkezinde 3 han ve 100’e yakın dükkan yanmıştır. Dükkanların çoğu o dönemde bakırcılık, satencilik, ipek ticareti, boyacılık yapan Ermenilere aittir. 1916’daki yangında da evler, dükkanlar ve bir han zarar görmüştür.

  • 19 Ağustos 1914 Diyarbakır. Hububat Pazarı’nda gece çıkan yangında devlet görevlilerinin ihmaline ilişkin soruşturma yapılmıştır. Müslümanların mallarının kurtarılmasına izin verildiği, Hristiyanlara ve özellikle Ermenilere ise izin verilmediği hatta mallarının siviller tarafından yağmalanmasına göz yumulduğu ve bizzat askerlerin de yağmaya katıldığı yönündeki iddialar hükümetin soruşturma belgelerinde de yer almıştır. Yangının çarşının içinde aynı anda dört beş farklı noktada çıkmış olması kundaklama sonucu ortaya çıktığını göstermektedir. Büyük yıkıma neden olmuş ve diğer yangınlara kıyasla en iyi belgelenmiş yangınlardan biridir. 1100’den fazla dükkan ve 4 han yangından zarar görmüştür.

  • 24 Ağustos 1914 Edirne. Rum mahallelerini etkileyen yangında 1200 ev ve 4 kilise yanmıştır.

  • 30 Haziran 1915, Bandırma. 2500 Rum vatandaşın yaşadığı Preme’de çıkan yangında 800’ün üstünde ev, 100 kadar dükkan ve 3 kilise yanmıştır.

  • 23-24 Ağustos 1915, Bursa.. Orhangazi’nin Ermenilerin yoğun olarak oturduğu Yeniköy nahiyesinde tehcir sonrası boşalan alanda kilisenin içinden başlayan yangında, 1000’e yakın ev, bir kilise, iki okul, bir cami, telgrafhane ve hükümet dairelerinin bir kısmı yanmıştır.

  • 27 Ağustos 1915, İzmit. Ermeni Mahallesi’nde çıkan yangın gene tehcir edilen Ermenilerin geride bırakmak zorunda kaldıkları evlerin içinde başlamış ve  300-400 ev yandıktan sonra söndürülmüştür.

  • 3 Ekim 1915, Adana. Nüfusunun büyük çoğunluğu Ermeni ve Katolik olan, eski adıyla Haçin, yeni adıyla Saimbeyli’deki yangından 2000 hane, 5 kilise, birkaç okul ce 150 civarı dükkan etkilenmiştir. Bu kadar ciddi bir alanı etkileyen yangının mal ve cana verdiği zararın az olmasının nedeni Ermenilerin tehcir edilmesi nedeniyle buraların büyük ölçüde boş olmasına bağlanabilir.

  • 2 Temmuz 1916, İzmir. Tire’de Rum mahallesinde çıkan yangında 2000 ev ve 450 dükkanın yanı sıra okullar, medreseler, külliyeler, okullar ve 5 cami ile 3 havra yanmıştır.

  • Mart 1917, Balıkesir. Bandırma’nın Ermeni nahiyelerinden birinde çıkan yangında 100’ün üstünde ev yanmıştır.

  • Nisan-Ağustos 1917, Balıkesir. Ayvalık’ta Rum mahallelerinde çıkan yangın da bölgedeki Rumların yerleri değiştirildiğine boş kalan kahvehanelerden birinden çıkmıştır. Rumların evlerinin kapılarının kırılıp mallarının yağma edildiği resmi belgelerde yer almaktadır.

  • 18 Nisan 1917, Çanakkale. Gelibolu’da başka yerlere gönderilen Rumların geride bıraktıkları hanelerden 100’ünün etkilendiği bir yangın çıkmıştır.

  • 27 Ağustos 1917, Balıkesir. Erdek’te çıkan yangın kasabaya büyük ekonomik zarar vermiş, 1500 ev, kilise, cami, han, hamam, otel yanmıştır. O dönemlerde Erdek nüfusunun dörtte üçü Rumlardan oluşmaktaydı.

  • 1915-1917-1918, Giresun. Tirebolu defalarca kez yakılmıştır. Hem Ermeni tehcirinin ardından hem de Rumların başka yerlere yerleştirilmesinin ardından çıkarılan yangınlara yağmanın eşlik ettiği bilinmektedir.

  • 17 Aralık 1917, Sinop. Yoğun olarak Rumların ikamet ettiği, kale sınırları dışında kalan Varoş Mahallesi, 1916’da Rumların başka yerlere gönderilmesinden sonra yanmış, yangından 213 bina etkilenmiştir. O dönemlerde gayrimüslimlerin kale sınırları dışında ikamet ettirildiği bilinmektedir.

  • 31 Mayıs 1918, İstanbul. Cibali Yangını olarak da anılan ve İstanbul’un Fatih semtinde  gerçekleşen yangında 7500 bina zarar görmüştür.

  • 18 Temmuz 1918, Samsun. Kaleiçi kentin en eski mahallelerindendi ve yoğunlukla gayrimüslimlerin oturduğu bir alandı. Çıkan yangın 112 eve ve çok sayıda dükkana zarar vermiştir.

KAYNAK: Taylan Esin ve Zeliha Etöz, 2015, 1916 Ankara Yangını: Felaketin Mantığı, İstanbul, İletişim Yayınları, ss. 57-91.***