Ortak Hikayenin Peşinde

De te fabula narratur! Anlatılan Senin Hikayendir! 150 yıl önce, Marx’ın Romalı şair Horatius’tan ödünç aldığı bu söz, kapitalist üretim ilişkilerine tabi tüm ülkelerin birbiriyle benzer ilişkilere ve çelişkilere sahip olduklarının altını çiziyordu. Aynı şey, tarihte birbiriyle hiç ilişkisi yokmuş gibi görünen olaylar için de geçerli. Anlatılan her hikaye, tarihe ve dolayısıyla insanların hafızalarına kazınan her olay kendinden önce olmuş başka bir hikayeyi, başka bir olayı içerir ve kendinden sonra gelen olaylara bir şekilde yön verir. Böylesi bir zincir içerisinde, “tekil” hikayeler ve olaylar birbirine karışır ve ortaklaşır.

Tarih sahnesine ve toplumun hafızasına yerleşen olaylar, kendi köşelerine çekilmiş ve koltuklarında oturan şeyler değillerdir; aksine zaman içerisinde birbirine yaklaşan, tuttukları köşeleri ve oturdukları koltukları paylaşan, bunu yaparken de birbirleriyle ilişkisiz görünen hikayeleri ve bu hikayelerin özneleri olan insanları buluşturan olaylar olarak belirirler. Böylece “Anlatılan senin hikayendir” diyen hayaletin sözü çoğalır. Fabula mea fabula tua est! Benim Hikayem Senin Hikayendir! Ve aslında hafıza bireysel olmaktan çok kolektif bir şeydir.

Hafıza Kaydı ortak hikayenin peşinde. Takvim yaprakları tamamlandıkça, o yapraklarda biriken olaylar birbirine bağlanacak, kolay farkedilmeyen bağlantılar ve benzerlikler ortaya çıkacak, hikayeler ortaklaşacak. Yaşananları tek seferlik istisna olaylar gibi görmek ya da "başkalarının hikayesi" diye görmezden gelmek zorlaşacak ve beraberce konuşmak, yüzleşmek, hesaplaşmak daha mümkün olacak umuduyla...

Kısa Tarihçe

Hafıza Kaydı, 2013 sonbaharında, Gezi Direnişi ertesinde başlayan park forumlarında doğdu. Gezi, birçok insana hem sokakları yeniden sevdirdi hem de ceplerinde sakladıkları yapılacaklar listelerini ortaya dökme fırsatı verdi. Kurulan hayaller, yapılan planlar gerçeğe dönüştü. Hafıza Kaydı da bu kolektif enerjiyle doğmuş oldu. 

Seğmenler Forum'da bir araya gelen bir grup insan toplumsal vicdan ve toplumsal diyalog konularında konuşmaya başlamıştı. İfade ve basın özgürlüğü, polis şiddeti, Kürt hareketi, faili meçhuller... On yıllardır, hafızanın acı yanını taşıyan başlıca kavram ve süreçler. Neden, hâlâ ve sürekli aynı şeyleri yaşıyoruz soruları, 29 Aralık 2013'teki Toplumsal Vicdan Forumu'nun organizasyonuna vesile oldu. Toplumsal Vicdan Forumu, Ankara'da üçüncü kez yapılan ve bir multiforum olarak tasarlanan ortak forum çerçevesinde gerçekleşti.

2014'te farklı kesimlerin hafızasını bir araya getirmek için çalışmalar hız kazandı. 19 Ocak Hrant Dink  ve 24 Ocak Uğur Mumcu Anmaları bu çabanın ilk ürünleri oldu. Ekibin anmalar için hazırladığı pankartlarda Dink’in, Mumcu’nun, Musa Anter’in fotoları aynı karede yer alıyordu çünkü her şey birbiriyle bağlantılıydı. Hafıza Kaydı, çalışma biçimine de, bu günlerde karar vermiş oldu: takvim yaprakları. Bir yılın her gününde toplumsal bellekte yer eden olaylar bulunuyorsa dijital bir maarif takvimi oluşturulmalıydı.

Takvim yaprakları birbirine nasıl bağlanacak sorusu ise hâlâ yanıtlanmayı bekliyordu. Hafıza çalışmalarının farklı grupları ve mağdurları 23 Şubat günü, II. Toplumsal Vicdan Forumu'nda, 9 Mart'ta da "Toplumsal Bellek Atölyesi"nde bir araya geldi. Türkiye’de insan hakları ihlâllerine uğramış olanlar, ayrımcılığa maruz kalmış olanlar, onların yakınları, aktivistler teker teker söz aldılar. Ortaya çıkan tablo, devletin ve hukuk sisteminin (cezasızlığın) sorunları dışında toplumun genelinin ve bu olayları bizzat ya da yakınları aracılığı ile tecrübe etmemiş insanların ilgisizliği ve bilgisizliği idi. 

Üstelik büyük mücadelelerle toplumsal bellek savunusu yapmaya çabalayan kurumların dahi değinmediği, kıyılarda kalmış, “münferit” olarak adlandırılan birçok olay vardı. Okul tuvaletinde kafasına lavabo düşen Efe Boz ya da bir anda kendiliğinden yıkıldığı söylenen Zümrüt Apartmanı’nın rantla, belediyecilik anlayışıyla veya denetimle ilgisi değinilmesi gereken olaylardı. Üzeri örtülen büyük toplumsal olaylar veya gündelik, küçük gibi görünen, dikkat edilmeyen ama ardı bir o kadar kalabalık deneyimler… Hepsi aynı unutma eyleminin ürünleriydi.     

Hafıza Kaydı ismi Nisan 2014'te yapılan bir toplantıda konuldu, web sitesi Haziran 2014'te hazırlanmaya başlandı. Ekip amaçlarını netleştirme çalışmalarını sürdürürken, Seğmenler Forumu aracılığıyla dahil oldukları Dokuz8 Haber ajansı ağı içinde yeni ekip arkadaşlarıyla tanıştılar. Dokuz8 serüveni kısa sürdü ancak yeni katılımlar sayesinde Hafıza Kaydı'nın çalışmaları hız kazandı.

Birkaç toplantı sonunda, hem bir dosyayı anlatmak için ihtiyaç duyulan, hem de her gönüllünün kendi yeteneğine denk düşen içerik tiplerine karar verildi. Her takvim yaprağı en ince ayrıntısına kadar aktarılmalı, karşılaşan kişiye nüfuz edebilmeli, anmak isteyene yaratıcı olanaklar sunmalı, araştırmacıların ve gazetecilerin bilgiye erişimini kolaylaştırmalı, herkesin müdahale edebileceği kadar açık seçik sunulmalıydı. Her olayın hikayesi, videosu, fotoğrafı, haber metni, infografiği, medya okuması, slogan ve afişleri, online içeriği, sanat içeriği, referansları ve bağlantılı olayları bu şekilde ortaya çıktı. Sonunda Hafıza Kaydı 4 Ocak 2015 günü şu soruyu sorarak yayın hayatına başladı: "Toplumsal barış ihtimalini zayıflatan vicdan yükleriyle, inkarla, ihmalle yüzleşmeye var mısınız?”     

2015 yılı, Hafıza Kaydı’na emek veren herkesin, hemen hemen her gününde anlatılan hikayelerin ne kadar benzer ve ağır olduğunu yeniden keşfettiği bir süreç oldu. 12 aylık sürekli etkileşim ve çalışma süreci, hem takvim yapraklarını hem de ekibi birbirine bağladı.

2015 Bilançosu

Hafıza Kaydı editörleri 2015’te neler yaptı?    

Onlarca toplantı yapıldı. Hafıza kayıtları tutmak için yaparak öğrenmeye çalışıldı. Çalışmaktan mutlu olundu, işlenen olaylara üzülündü. Anlaşmazlıklar da oldu, yeni çözümler de bulundu. Ekipten ayrılan 2 kişi oldu, ekibe 6 yeni kişi dahil oldu. Ekip şu anda 15 kişi. 

Toplam 5 takvim yaprağında 8 konu işlendi. Büyük Madenci Yürüyüşü, Ruhi Kılıçkıran Cinayeti, Ümraniye Cezaevi Olayları, Zümrüt Apartmanı, Pippa Bacca Cinayeti, Amed (Diyarbakır) Olayları, Çorum Katliamı, 1916 Büyük Ankara Yangını. İnternette, kütüphanelerde, tanıklıklarda dağınık halde bulunan bilgiler bir araya getirilmeye çalışıldı. Yalnızca olayları değil, olayların istatistiksel verileri de bütün halde sunulmaya çalışıldı.

  • Büyük Madenci Yürüyüşü'nde sendikal mücadelenin gücü ve açmazları ve 25 yıl öncenin hak mücadelelerinin bugünkü maden kazalarına etkisi sorgulandı.
  • Ruhi Kılıçkıran cinayetinde belleğin diğer yakasına, 1980 darbesi öncesinde ülkücü hareketin "şehit"lerinden birine bakılıyordu.
  • Ümraniye Cezaevi Olayları; açlık grevlerinin, hapishane direnişlerinin, "Hayata Dönüş Operasyonu" adıyla meydana gelen felaketin, Özdemir Sabancı Suikasti'nin bağlantıları ortaya dökülüyordu.
  • Zümrüt Apartmanı'nın bir gece ansızın çöktüğünü düşünenlere, 92 kişinin rant ve denetimsizlik sonucu yavaş yavaş çöken bir apartmanda hayatını kaybettiğini anlatıyordu.
  • Pippa Bacca'nın üç kıtayı kapsayacak barış yolculuğu sırasında Türkiye'de öldürülmesi olayının dosyası hazırlanırken gerçekleşen Özgecan Aslan cinayeti kadın-erkek eşitliği ve erkek şiddetinin kaydını tutmak meselesinin önemine işaret ediyordu.
  • Amed (Diyarbakır) Olayları'nı duydunuz mu? Hafıza Kaydı, "serhildan" sözcüğünü şehrin hafızasına kazıyan 2006 yılının Gezi'sini, 2015 yılında yeniden başlayan çatışmalarla bir arada inceliyordu.
  • Çorum Olayları katliam mı direniş mi sorusu, 1980 yılından bu yana sorulurken, Hafıza Kaydı sorunun cevabını o gün direnenler ve katliam mağduru olanlardan dinliyordu. "Yeşil Hat" denilen o ekvator çizgisi bir kenti hâlâ nasıl bölebiliyordu? 
  • Büyük Ankara Yangını ve ondan hiç de küçük olmayan 20'den fazla kent yangını... 1914-1918 yalnızca savaş yıllarını değil; Ermenilerin, Rumların ve daha birçok cemaatin yerinden edildiği yılları hatırlatıyor. Şu an oturduğunuz evde 100 yıl önce kimler oturuyordu?

Kabuk: Çorum 1980 belgeseli yapıldı. Çorum Olayları ele alınırken masa başından kalkıldı. Yollara düşüldü, olayın tanıklarını dinleyip dosyayı tamamlama işi bir belgesele dönüştü. İlk gösterimi 23 Ekim 2015'te ODTÜ Ortak Yaşam Günleri'nde yapılan Kabuk, 26 Aralık 2015'te de Çorum'da gösterildi. Şu anda Hafıza Kaydı youtube kanalı üzerinden paylaşıma açık. 

Konferanslar, atölyeler, seminerlere katılındı. 3. İnsan Hakları Gündemi Konferansı’nda diğer hafıza örgütleri, Hafıza Merkezi, Ortak Hafıza, Karakutu ve Hafıza Kolektifi ile beraber bir atölye çalışması yapıldı. Bellek temalı 1. Munzur-Zap Sosyal Bilimler Kongresi’nde sunum yapıldı. Dağ Medya’nın Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi’ndeki Veri Gazeteciliği Atölyesi’nde yapılan işin veri gazeteciliği boyutu anlatıldı. Sivil Düşün'ün Mayıs 2015'teki Ankara Danışma Kurulu'na katılındı. 

Şimdinin Takvimi başlığıyla her gün toplumsal belleğe konu olan olayları sistematik olarak kaydetme çalışmaları devam ediyor. 365 gün için bugüne kadar yaşanılan olaylar üzerinden bir döküm çıakrıldı. “Tam Takvim” ismindeki içerik, internet kullanıcılarının da müdahale edebileceği bir formatta paylaşıma açılacak. Şimdinin/bugünün takvimini tutma ve hem veriyi hem de metaveriyi sistematik ve belli standrtlara uygun şekilde kayıt altına alma meselesini ise, dijital alanda çalışan diğer hafıza girişimleri ile beraber yürütme amaçlı ağ girişimleri devam ediyor.

2016'da Planlananlar

Hafıza Kaydı'nın 2016 yılında dosyalaştırmayı planladığı konular arasında. 31 Ocak Davutpaşa Patlaması ile iş cinayetleri, 14 Mart Emine Akçay’ın intiharı ile kadın ve yoksulluk, 17 Haziran Çağatay Avşar Cinayeti ile bisikletli ölümleri, 31 Ağustos İdo’nun intiharı ile LGBTİ bireylere yönelik şiddet yer alıyor. 

2016 yılı içerisinde ayrıca 365 günün bilançosunun çıkarıldığı "tam takvim" üzerinden bir wikispace açılması planlanıyor. Şimdinin takvimini ve bugünün hafıza kayıtlarını ise, bu konuları dert edinen tüm gönüllüler, oluşumlar ve kuruluşlarla beraber yapabilmek için ağ çalışmaları yapılması, atölyeler düzenlenmesi düşünülüyor. 

Dosya önerilerinizi paylaşmak ve çalışmalarda yer almak için Hafıza Kaydı'na ulaşabilirsiniz.