TANIKLIKLAR İÇERİĞİ NEDEN VAR?

Hafıza kayıtları tutarken başvurulacak en önemli kaynaklardan birini tanıklıklar oluşturuyor. Tarih bilgisi yalnızca geçmişte ne olduğuyla değil, aynı zamanda geçmişin nasıl yazıldığı ve bugün nasıl hatırlandığıyla ilgili olduğu için, geçmişte yaşanan herhangi bir olayın tanığı tarafından aktarılan bilgi oldukça önemli hale geliyor. Tanık, geçmiş ve bugünü buluşturuyor, tarih ve hafızanın nasıl birbirini tamamladığını açıkça gösteriyor. Hem geçmişin bilgisini üretiyor hem de geçmişin bugün üzerindeki etkisini yansıtıyor. Görece uzak bir geçmişte gerçekleşmiş ve tanıklarının artık hayatta olmadığı olayların bugün ile ilişkisini, bugündeki izlerini ve etkilerini ise ikinci ya da üçüncü kuşak tanıklar üzerinden anlamak mümkün olabiliyor. 

Tanıklık, yaşanılanların bireysel ve gündelik düzlemde bilgisini sunmanın ötesinde ortaklaştırıcı bir nitelik de taşıyor. Bu tanıklıklar sayesinde, yüzleşilemeyen, adalet talebinin cevap bulmadığı olayların konuşulması mümkün olabiliyor. Hem tanık hem de bu içeriğin okuyucusu kendisiyle benzer deneyimi paylaşan diğer insanlarla duygudaşlık kurabiliyor, kendini ortak bir hikayenin parçası olarak düşünebiliyor. Tanığın hikayesinin diğer tanıkların hikayeleriyle buluşarak büyük olay anlatısına karışması, tanığın geçmişte yaşadığı olayın kendinden sonraki kuşaklara etkisi ve yaşananların bugüne yansımalarını görünür kılmak hafızanın toplumsallaşması ve ortak hikayenin kurulması için çok önemli. Hafıza Kaydı’nın ortaya koyduğu amaçlardan biri de bu ortak hikayenin kurulması. Hafıza Kaydı bu alandaki çalışmalarına giderek daha fazla ağırlık vermeyi hedefliyor.

Tanıklıklar içeriği: 1- Bireysel ve gündelik deneyimlerden, yaşanmışlıklardan, izlerden ve etkilerden yola çıkarak bunların genel olay anlatısı içerisindeki boşlukları doldurmasını, anlatılamayanın anlatılmasını, ve o olayın bugün kendini nasıl yeniden ürettiğinin görülmesini mümkün kılıyor. Böylelikle, hafıza ve tarih arasındaki boşluğu gidermeye yönelik bir adım atmış olmayı amaçlıyor. 2- Hesabı sorulamayan ve hala yüzleşilemeyen olayların bugüne yansımalarını, insanların bu olaylarla baş etme ve yaşamayı sürdürme biçimlerinin kayıtlarını tutmayı amaçlıyor. 3- Yaşanan olayların sonraki kuşaklardaki etkilerinin izlerini sürmeyi hedefliyor. 4- Toplumsal şiddetin her anını ifşa etmeyi ve böylece okuyucuların, geçmişi tanıkların anılardan (yeniden) keşfetmesini sağlamayı hedefliyor.

 

NASIL YAPILIYOR?

Tanık kimdir, sorusunun yanıtı bu içerik için hayati bir öneme sahip. Tanık toplumsal şiddetten doğrudan zarar görmüş ve bu yüzden sesi en az duyulan “mağdur”lar olabileceği gibi şiddetin failleri, şiddete kayıtsız kalanlar ya da onların çocukları, torunları olabiliyor. Hafıza Kaydı hem farklı tanık profilleri hem de farklı tanık kategorileri arasındaki farklılıkları gözeterek, tektipleştirme yapmadan ve insanları çeşitli kimliklere sabitlemeden bilgi derlemeye çalışıyor. Tanıklara nasıl ulaşılıyor?

1- Tanıdıklar ve sivil toplum ağları aracılığıyla: Olaylara dair bilgi toplama ve kaynak taraması yapıldıktan sonra hangi profildeki insanlara ulaşmak istenebileceğine dair bir fikir oluşuyor. Arkadaşlardan ve sivil toplum ağlarından yardım isteniyor (Çorum dosyası).

2- Olay üzerine çalışanlar aracılığıyla: Yararlanılan kaynakların, kitapların, makalelerin yazarlarına ulaşarak Hafıza Kaydı ve yaptığı çalışmalar anlatılıyor ve yardımları isteniyor (Çorum ve Ankara Yangını dosyası).

3- Mevcut dijital içerik tanıklık kategorisi altında yeniden yayınlayarak: Ekşi Sözlük’ün son 15 yıl için değerli bir tanıklık alanı olduğu rahatlıkla söylenebilir. Örneğin 2 Şubat takvim yaprağı için Zümrüt Apartmanı dosyasını yaparken bu mecradaki şu tanıklık hikayenin içerik tipini de belirlemişti.

4- Basılı olarak yayınlanmış tanıklıkları dijital ortama aktararak: Bu yöntemle şu ana kadar 1980 Çorum Olayları’na ilişkin Çorum Gazetesi’nde yayınlanan tanıklıkları web sayfasından paylaşıldı. Ancak karşılaşılan benzer örnekler için de kayıt tutuluyor. Bizzat tanıklar tarafından yazılan ya da tanıklarla görüşmeler içeren kitaplar ise ilgili olayın kaynakçasının listelendiği “referanslar” içerik tipi altında paylaşılıyor.

5- İnternet üzerinden tanıklara çağrı yaparak: Tanıklığa ihtiyaç duyulan dosyalarda sosyal medya aracılığıyla İnternet üzerinden açık çağrı yapılıyor. (Zümrüt Apartmanı dosyası, Çorum dosyası).

6- Hafıza mekanları üzerinden kurulan bağlantılarla: Örneğin 1916 Ankara Yangını dosyasında o dönemde yanan okul binasının restore edilmiş hali olan Azize Teresa Kilisesi’ne gidildi ve kilisede görevli Peder Alexis ile tanışılıp, görüşüldü. 

7- Tanıkların da Hafıza Kaydı’na ulaştığı zamanlar oldu. Dosyayı paylaşıma açtıktan sonra kendi yaşadıkları üzerinden Hafıza Kaydı ile iletişime geçen insanların anlattıklarından faydalanıldı (Ankara Yangını dosyası).

 

Tanıklarla yüz yüze görüşmeler nasıl yapılıyor? Randevulaşılan yer ve saatte buluştuktan sonra, görüşmeye giden kişi tanığa kendini ve Hafıza Kaydı’nı anlatıyor. Sonrasında, söz konusu olayın neden çalışıldığı, olaya nasıl bir çerçeveden yaklaşıldığı kısaca anlatılıyor. Görüşmenin yaklaşık olarak ne kadar süreceği, verdikleri bilgilerin nerede, nasıl ve hangi bağlamda kullanılacağı ve ortaya çıkan içeriklere nerelerden ulaşılabileceğine dair bilgi vermek tanığın hazırlanması açısından önemli. Bunlara ek olarak, görüşme boyunca hangi soruların yöneltileceği ve bu soruların neden önemli olduğuna dair kısa açıklamalar yapmak görüşmenin gidişatını kolaylaştırabiliyor; çünkü insanlar hikayelerinin neden önemli olduğunu kavradıklarında daha paylaşımcı olabiliyorlar. Ancak bu noktada aşırı açıklama yapmak, tanığı cevapların niteliği konusunda strese sokabileceğinden ya da konuşmanın kendi akışı içerisinde ortaya çıkması muhtemel zengin yan anlatıları baştan engelleyebileceğinden dikkatli olmakta fayda var.

Soruların tanığın cevabını etkilemeyecek şekilde herhangi bir yargıdan arındırılmış olması çok önemli. Tanığın kendi deneyimini derlemek esas olduğundan, görüşme sırasında tanığa  mümkün olduğunca az müdahalede bulunulmalı. Yapılanın görüşmenin bir tartışma mecrası olmadığının her zaman hatırlanması gerekiyor. Aynı şekilde, kişisel duygu ve düşüncelerin tanığa yansıtılmamasına özen gösterilmeli. Sorular genelden ve basitten, özele ve daha zora doğru sıralanırsa görüşme daha verimli oluyor. Özellikle açılış sorularında, tanığın kolaylıkla yanıt verebileceği nezaket soruları ve genel sorular ile başlamak konuşmanın akışını olumlu etkiliyor. Görüşme sırasında tanığı etkin bir şekilde dinlemek ve gerektiğinde cevaplardan, konuyu çok dağıtmayan yeni sorular çıkarabilmek görüşmenin içeriğini zenginleştirebiliyor. Görüşme sırasında çok kısa yanıtlar veren tanıkları rahatlatacak birkaç yöntem var. Tanığın kendini olaydan soyutlayıp karşılaştırma yapmasını sağlayacak şekilde benzer olaylar hakkında ne düşündüğü sorulabilir ya da o ana kadar söyledikleri “eğer doğru anladıysam” formülü üzerinden kendisine aktarılıp, görüşmeyi yapan kişi konuşurken tanığın kafasındakileri toparlaması için bir alan yaratılabilir. Tanıklar görüşme sırasında belirgin bir rahatsızlık sergilemeye başlarlarsa görüşmeyi durdurup kısa bir ara verilebileceğini ya da daha sonra devam edilebileceğini belirtmekte fayda var.

Kapanış aşamasında, tanıklara söylemek ya da eklemek istedikleri bir şey olup olmadığını sormak, teşekkür etmek ve iletişim bilgisi bırakmak da çok önemli. Görüşme sırasında hatırlayamadıkları konuları hatırlarlarsa, tekrar görüşmek isterlerse ya da ortaya çıkan içerik ile ilgili rahatsızlıklarını aktarmak isterlerse görüşme yaptıkları kişiye her zaman ulaşabileceklerini bilmelerinde fayda var.

 

Tanıklığın kaydedilmesi konusunda, bazı tanıklar not alınması konusunda bile rahat hissetmeyebiliyor. Bazı tanıklar ise isimlerinin, kimliklerinin gizli kalmasını ve söylediklerinin anonim kalmasını tercih edebiliyorlar, sadece anlatmaya gönüllü oluyorlar. Kalemle not almak, not çıkarma amaçlı ses kaydı almak, yayın amaçlı ses kaydı almak, fotoğraf çekmek, videoya almak gibi konuların her biri için tanığın izni ve onayına başvuruluyor. Basit bir ses kayıt cihazı bulundurmak yanlış anlamaları engellemek ve aktarımda daha sonra hata yapmamak açısından her zaman önemli olabildiği için tanığa bunu açıklayarak izin almayı denemek işe yarayabiliyor.

 

Tanıklığı yazarken tanığın anlattığı hikayeye sadık kalmak en önemli meselelerden biri haline geliyor. Basit bir sadeleştirme, tekrarlardan arındırma ve redaksiyon ile yayın mümkünse, ilk önce bu yapılıyor. Kısaltma ve diğer tanıklıklarla beraber kullanma söz konusu ise, söylenenlerden herhangi bir şeyin bağlamından kopartılıp başka bir bağlamda kullanılmamasına dikkat ediliyor. Özellikle video ya da ses kaydı kullanırken tanığın söylediklerinin tanığın genel anlatısının ruhuna uygun şekilde yansıtılmasına özen gösteriliyor. Hafıza Kaydı’nın yayınladığı içeriği kullanacakların da aynı hassasiyetleri paylaşmasını umuluyor.

Tanıklıkların, özellikle de söz konusu olayın mağdurlarının hassasiyetleri Hafıza Kaydı’nın olaya dair ürettiği diğer içerik tipleri açısından da belirleyici oluyor. Bu bilgi, hikayede kullanılan dilden, hazırlanan videonun ritmine ve infografikte kullanılan renklere kadar içeriğe nüfuz edebiliyor. Yayında yer almayan tanıklıkların da içeriğe yansıması bu şekilde söz konusu olabiliyor. 

Hafıza Kaydı tanıklara gitmeden önce söz konusu olaya dair araştırma ve kaynak taramasını tamamlamış olduğu için, görüşmecilerin olaya dair anlatılarının genel doğruluğuna dair bir şüphe oluştuğu anda görüşme esnasında ek sorular sorarak kontrol etme şansı buluyor. Ancak ayrıntılar ve kişisel hikayeler düzeyinde doğrulama çoğu zaman mümkün olamayacağından tanığın beyanı gerçek kabul ediliyor ve bu içerikten sadece başka mağduriyetler yaratabilecek, doğrulanması mümkün olmayan ithamlar ve hedef gösterme kategorisine girebilecek nefret söylemi unsurları ayıklanıyor. Hafıza Kaydı gerçekliği konusunda şüphe duyduğu bilgileri yayınlamıyor. Ancak zaman içinde bu şüpheler ortadan kalkacak olursa tanıklık dosyalarının güncellenebilmesi her zaman mümkün.


     Yorumlarınız, ekleme ya da düzeltme önerileriniz için Hafıza Kaydı ile iletişime geçin.