• Dumankara, Levent Cantek (2013)

 

Levent Cantek’in yazdığı 21 hikayenin 19 çizerin kalemiyle buluşmasıyla ortaya çıkmış Dumankara. Grafik romandaki ilk hikaye "Ankara 1916" Berat Pekmezci'nin çizgileriyle Büyük Ankara Yangını'nı anlatıyor. 

 

  • Dido: Bir İzmir Romanı, Efe Moral(2014)

1900'ler İzmir'ini, yangını ve yaşanan dönüşümü bir aşk hikayesinin arkaplanından takip etmek mümkün. 

"İzmir, 1908. İkiyüz yıldır kentin iliklerine işlemiş mutlu hayat, görünmez bir tehdit altında. Sokaklardaki kalabalık, her zamanki günlük işlerinin peşinde koşuşturuyor gözükse de, yaklaşan tehlike seziliyor, İzmir'in uykuları tatsız kâbuslarla bölünüyor. Dido ve Nikos, bir gün, tam da bu değişim rüzgârları altındaki şehrin davetsiz misafiri oldu. İzmir onlara, onlar İzmir'e karıştı. Kaderleri sanki Kordon'un siyah beyaz, dalgalı kaldırımlarında yazılmıştı."

 

  • @AntolojiAnkara tarafından paylaşılan yangın öncesi Hamamönü bölgesi fotoğrafı

hamamonu 1916.jpg
  • Selanik Alev Alev: Selanik'ten İstanbul'a Gerçek Bir Göç Öyküsü, Ali Dilber (2013)

Roman, yazarı Ali Dilber'in Selanik yangınını 17 yaşında yaşayan ve yangın sonrasında İzmir'e göç edip, burada işgal günlerine tanıklık eden annesinin anlattıklarına dayanıyor.  

"Göç, yangın, çete savaşları arasına sıkışan Zişan'ın ailesiyle ve çevresiyle mücadelesi de romanın anlatımına yeni, değişik boyutlar katıyor... Olaylar 'rüzgâr gibi geçiyor' ve kitabın sayfaları çevrildikçe ortaya çıkan her giz başka bir gizin açılmaz gibi görünen kapısı haline geliyor. Daha önce Selânikli bir gençle yapılmış, kopması imkânsız sayılan bir nişandan dolayı, Selâniklilere has yıkılmaz sanılan duvarlar, Zişan ile Giritli bir ailenin yirmili yaşlardaki oğlu Tahsin'in aşkı ile un ufak oluyor."

 

  • 14 Eylül 1922 Yangın Sonrası İzmir Fotoğrafları, Seçil Doysal

Rıdvan Tan'ın fotoğraflarıyla hazırlanmış bir video. 

 

  • Smyrna: Τhe Destruction of a CosmopolItan City, 1900-1922, Maria Iliou (2012)

 

Belgeselin websitesi için: http://www.smyrnadocumentary.org/

 

  • Salkım Hanım’ın Taneleri, Yılmaz Karakoyunlu (1989)

İkinci Dünya Savaşı’nın buhranlı günlerini yaşayan İstanbul ve yerlerini Anadolu’dan gelenlere bırakan İstanbul zenginleri... Bu çalkantılı dönemde, Salkım Hanım’ın taneleri gibi dağılan aile ilişkileri... Varlık Vergisi’nin ağır yükünü sırtlayıp Haydarpaşa Garı’ndan Aşkale’ye sürüklenen Rumlar, Ermeniler, Yahudiler, Türkler…

 

  • Salkım Hanım’ın Taneleri, Tomris Giritlioğlu (1999)

 

Salkım Hanım'ın Taneleri, Yılmaz Karakoyunlu'nun aynı adlı kitabından uyarlanmış bir Tomris Giritlioğlu filmi. 19 Kasım 1999 tarihinde gösterime giren film Varlık Vergisi ve Aşkale toplama kampını konu alması nedeniyle kamuoyu gündeminde uzun süre tartışılmıştı. 

 

  • Güz Sancısı, Yılmaz Karakoyunlu(1992)

Yılmaz Karakoyunlu, Güz Sancısı romanında  6-7 Eylül 1955 Olaylarını anlatıyor. 

“Karanlık çökmeye başladı. Kamyonlara, otobüslere bindirilmiş talan grubu, ellerindeki sopalarla mahalle basmak için yola çıkmışlardı. Bol körüklü çizmeleriyle atlı polisler, otobüslere yol açıyorlardı. Sirkeci’den Samatya’ya, Fener’e, Kumkapı’ya, Nişanca’ya doğru başka bir ordu yürüyordu. Bakırköy’de elektrikli trenin demirlerini sökmüş bir gözü dönmüşler birliği evlere, dükkânlara saldırıyordu. Marmara kaynıyordu. Kayıklar, motorlar ele geçirilmiş, silah zoruyla mecbur edilmiş çımacılar Adalar’a doğru yol almışlardı."

 

  • Güz Sancısı, Tomris Giritlioğlu (2009)

Yılmaz Karakoyunlu'nun 6-7 Eylül olaylarını anlattığı aynı adlı romanından esinlenen ve yönetmenliğini Tomris Giritlioğlu'nun yaptığı 2009 tarihli film, yönetmenin Suyun Öte Yanı ve Salkım Hanım'ın Taneleri filmleriyle beraber tamamladığı bir üçlemenin son filmidir. 

 

  • Garnik ile Şaşik, Ayşe Başak Kaban(2010)

Dildilian Kardeşlerin Objektifinden

“Annem ağlardı. Ermenistan kelimesinin her geçtiği anda, gözleri dolardı. Ardından eski güzel günlerini, gençliğini, zenginliği hatırlar ağlardı. Kendi annesini anımsar ağlardı. Temizliğe gittiği evdeki hayatın rahatlığını anlatırken ağlardı, kaçak işçi olduğu için ağlardı. Mahalledeki kasaptan ayda bir kez olsun alış veriş yaptıktan sonra ağlardı.
Bir çelik kuş taşıdı bizi Ermenistan’’a. Yol boyunca kanat çırptı sadece Şaşik’’in duyabileceği bir dilde…”

Kent-Yaşam yazarı Ayşe Başak Kaban'ın "Garnik ile Şaşik" adlı öyküsü "2010 Ümit Kaftancıoğlu Öykü Ödülleri"nde birinciliğe değer bulundu.

http://www.kentyasam.com/garnik-ile-sasik-yhbrdty-3051.html

 

  • Yeğsa, Sibel Yükler (2015) 

“Yeğsa’nın bir gece vakti son bulan hikâyesi, yıllar sonra avluyu temizleyen Lütfiye olarak devam ediyormuş, bilemedim. “Refika Nine,” dedim, “ben Yeğsa’nın hikâyesini biliyorum. Öğrendim ki nisan, ortak bir acının hayatta var ediş ayı imiş.” “Başka ne öğrendin?” dedi Refika Nine. Başka ne vardı ki bu hikâyede? Aklım karışmıştı yine, “Nasıl başka?” diye soruverdim. “Ah oğul balım, her ölecek ölmeden bir gizini bırakır ardında kalana. Her dönüşün altında bir korku da yatar muhakkak. Sen hiç sordun mu babaannene, niçin her yılbaşına patik örerek giriyorsun, diye. Niçin her sene bir vakit çörek yapıp dağıtırsın da, soranlara aile geleneği dersin, diye?”

http://www.harfvolver.com/2015/04/24/yegsa/

 

  • Tokat'ta Büyük Yangın Destanı, Halis Cinlioğlu

Halis Cinlioğlu, ‘Sivas Folkloru’ dergisinin Ocak 1977 tarihli 48. sayısında yayınlanan ‘Tokat’ta Büyük Yangın Destanı’ başlıklı makalesinde ayrıntıları verir: “Bugünkü Cumhuriyet Meydanı’nı kaplayan mahalle ve çarşı yandı. ... Yangın Sulu Sokak ağzından Ali Sabri Kışlık Sineması’na kadar geniş alanı, Tokat’ın en güzel çarşısını yaktı. ...” Sözü edilen Sulu Sokak’ın, Ermeni yerleşimine yakın ve Ermeni zanaatkârların çoğunlukta olduğu bir ticaret merkezi olduğu anlaşılmaktadır. 

 

Karikatürler (1915 Öncesi Osmanlı İmparatorluğu'nda Ermeniler)